Bir İnsan Ne Kadar Avusturyalı Olmalıdır?
| Adem Hüyük
Avusturya vatandaşlığı tartışması yeniden gündemde.
Kimlerin vatandaş olabileceği, vatandaşlık sürecinin kolaylaştırılıp kolaylaştırılmaması ve bu sürecin hangi şartlara bağlanması gerektiği tartışılıyor. Bu tartışmaların ortasında ise ilginç bir soru ortaya çıkıyor:
Bir insan ne kadar Avusturyalı olmalıdır?
Daha doğrusu, bunun bir ölçüsü var mıdır?
Son günlerde vatandaşlık sınavındaki sorulardan hareketle hazırlanan bir testin “Bist du Österreichisch genug?” [Yeterince Avusturyalı mısın?] başlığıyla yayımlanması, bu soruyu yeniden düşünmek için iyi bir fırsat. Testte resmi vatandaşlık sınavının online deneme testinden seçilen 15 soru kullanılıyor. Resmi sınav ise demokrasi, Avusturya tarihi ve kişinin yaşadığı eyaletin tarihi üzerine kuruluyor.
Fakat burada vatandaşlık ile Avusturyalılık arasında önemli bir ayrım var.
Vatandaş olmak başka, Avusturyalı olmak başka mı?
Hukuk açısından cevap oldukça açık:
Avusturya vatandaşı olmak bir statüdür.
Bir kişinin vatandaşlık alabilmesi için belirli şartları yerine getirmesi gerekir. Almanca bilgisi, sabıka durumu, geçimin güvence altında olması ve demokratik düzen ile Avusturya tarihi hakkındaki temel bilgilerin kanıtlanması bunlar arasındadır.
Vatandaşlık sınavı da bu çerçevenin bir parçasıdır.
Ancak insan hayatı yalnızca hukuk metinlerinden oluşmuyor.
Avusturya’da doğmuş bir kişi kendisini Avusturyalı hissedebilir.
Türkiye’de doğup çocuk yaşta Avusturya’ya gelmiş başka biri de kendisini Avusturyalı hissedebilir.
Bir başkası hem Avusturyalı hem Türk olabilir.
Bir başkası ise Avusturya pasaportuna sahip olduğu halde kendisini hiçbir ulusal kimliğin içine tamamen yerleştirmek istemeyebilir.
Bütün bunlar aynı anda mümkün.
Çünkü kimlik, pasaporttan daha karmaşık bir şeydir.
Peki Avusturyalı olmak nedir?
Avusturya’nın tarihini bilmek mi?
Almanca konuşmak mı?
Mozart’ı tanımak mı?
Schnitzel yemek mi?
Viyana kahvesini bilmek mi?
Avusturya’nın dokuz eyaletini sayabilmek mi?
Demokrasiye inanmak mı?
Anayasal düzene saygı göstermek mi?
Belki de bunların bazıları.
Ama hiçbiri tek başına yeterli değil.
Çünkü bir toplumun kültürü, yalnızca kitaplardan öğrenilen bilgilerden oluşmaz. İnsanların gündelik hayatları, ilişkileri, çalışma biçimleri, değerleri ve birbirleriyle kurdukları bağlar da o toplumun parçasıdır.
Bu nedenle “Avusturyalı olmak” sorusunun tek bir cevabı olması kolay değildir.
Vatandaşlık sınavının söylediği aslında daha farklı
İlginç olan şu ki resmi vatandaşlık sınavının kendisi de “yeterince Avusturyalı olmayı” ölçtüğünü söylemiyor.
Tam tersine, resmi açıklamada sınavın amacının tarihî ayrıntıları sorgulamak değil, Avusturya’nın tarihi ve bugünü ile toplumsal ve hukuk kültürünü daha iyi anlamak olduğu belirtiliyor.
Sınavın örnek sorularına bakıldığında da bu görülüyor.
İnsan onuru nedir?
Demokrasi ne demektir?
Hukuk devleti ne anlama gelir?
Devlet gücünün bölünmesi neden önemlidir?
Kadın ve erkeklerin eşit hakları ne zaman güçlenmiştir?
Avusturya’da Nazi döneminde kimler zulme uğramıştır?
1955 Devlet Antlaşması’nın önemi nedir?
Avusturya vatandaşları hangi yaşta oy kullanabilir?
Bunlar yalnızca “Avusturya tarihi” soruları değildir.
Bunlar aynı zamanda bir toplumun hangi temel değerler üzerinde kurulduğunu anlatan sorulardır.
Belki de asıl mesele burada
Resmi vatandaşlık materyalinde insan onuruyla ilgili çok daha dikkat çekici bir ifade bulunuyor:
İnsanların değeri eşittir ve sahip oldukları haklar; köken, cinsiyet, yaş, din, dil, sosyal konum veya vatandaşlıktan bağımsızdır.
Bu nokta önemli.
Çünkü vatandaşlık sınavı bir anlamda vatandaş olacak kişiye şunu söylüyor:
“Bu ülkenin tarihini ve demokratik düzenini öğren.”
Ama aynı zamanda demokratik düzenin kendisi de şunu söylüyor:
“İnsanın değeri sahip olduğu pasaporttan ibaret değildir.”
Bu ikisi birbirine zıt değil.
Tam tersine, demokratik vatandaşlığın temelinde ikisinin birlikte bulunması gerekiyor.
Yeni gelen ile eski gelen arasındaki sınır
Avusturya’da göçün tarihi onlarca yıllık.
Birinci kuşakların önemli bir bölümü artık emekli.
İkinci kuşakların önemli bölümü Avusturya’da doğdu.
Üçüncü kuşak ise kendisini çoğu zaman Avusturya dışında bir ülkenin göçmeni olarak değil, doğrudan bu ülkenin insanı olarak görüyor.
Böyle bir toplumda “Avusturyalı” kelimesinin anlamı da doğal olarak değişiyor.
Eskiden bu kelime daha çok ortak köken, doğum yeri ve aile geçmişi üzerinden düşünülürken, bugün milyonlarca insanın yaşadığı çok kültürlü bir Avusturya’da başka sorular ortaya çıkıyor:
Bir insan burada kaç yıl yaşarsa Avusturyalı olur?
Çocuğu burada doğduğunda mı?
Burada çalışıp vergi ödediğinde mi?
Almanca konuştuğunda mı?
Vatandaşlık aldığında mı?
Yoksa bunların hiçbirinin tek başına yeterli olmadığı bir durum mu söz konusu?
Aidiyetin sınavı olur mu?
Bir insanın tarih bilgisini sınayabilirsiniz.
Anayasa bilgisini sınayabilirsiniz.
Demokrasi bilgisini sınayabilirsiniz.
Fakat aidiyet duygusunu sınamak çok daha farklı bir şeydir.
Çünkü aidiyet ölçülebilen bir bilgi değildir.
Bir insan Avusturya’yı seviyor olabilir ama Avusturya tarihinin bütün ayrıntılarını bilmiyor olabilir.
Başka biri Avusturya tarihini çok iyi biliyor olabilir ama kendisini bu ülkeye ait hissetmeyebilir.
Bir başkası ise hem Avusturya’yı hem ailesinin geldiği ülkeyi hayatının bir parçası olarak görebilir.
Bunda bir çelişki olmak zorunda değildir.
İnsanların birden fazla yere ait hissetmesi, bir yere daha az ait oldukları anlamına gelmez.
Belki de “yeterince” kelimesini yeniden düşünmeliyiz
“Yeterince Avusturyalı” ifadesi kulağa basit geliyor.
Ama “yeterince” kelimesi beraberinde başka bir soru getiriyor:
Kime göre yeterince?
Bir kişinin Avusturyalı olup olmadığına karar veren bir ölçü varsa, bu ölçüyü kim belirliyor?
Dil mi?
Kültür mü?
Doğum yeri mi?
Pasaport mu?
Tarih bilgisi mi?
Yoksa demokratik değerlere bağlılık mı?
Eğer sonuncusuysa, mesele aslında çok daha farklı bir yere geliyor.
O zaman Avusturyalılık, yalnızca nereden geldiğimizle değil, birlikte nasıl yaşadığımızla ilgili bir kavrama dönüşüyor.
Vatandaşlık belki de bir son değil, başlangıçtır
Vatandaşlık almak, bir insanın hayatındaki bütün kimlik sorularını çözmez.
Bir pasaport insana oy kullanma hakkı verir, hukuki bir statü kazandırır ve devletle olan ilişkisini değiştirir.
Ama insanın kim olduğunu tek başına açıklamaz.
Bu nedenle vatandaşlık sınavına bakarken belki de yalnızca “kaç soruyu doğru cevapladın?” diye sormak yerine daha büyük bir soruya bakmak gerekiyor:
Bu ülkenin nasıl bir toplum olmak istediğini biliyor muyuz?
Çünkü vatandaşlık sınavının soruları aslında yalnızca başvuru sahibine sorulmuyor.
Dolaylı olarak hepimize soruluyor.
Demokrasiyi biliyor muyuz?
İnsan onurunu biliyor muyuz?
Hukuk devletini biliyor muyuz?
Eşitliği gerçekten kabul ediyor muyuz?
Ve en önemlisi:
Birlikte yaşadığımız insanı, pasaportundan önce insan olarak görebiliyor muyuz?
Belki de “yeterince Avusturyalı olmak” sorusunun en anlamlı cevabı burada yatıyor.
Çünkü bir ülkeyi yalnızca tarihini bilenler değil, o ülkenin geleceğini birlikte kuran insanlar oluşturur.| ©DerVirgül