“Eğer siz Türkiye’de yaşayabiliyorsanız, gerçek zengin sizsiniz”
Yıllardır Türkiye’de yaşayanların dilinde aynı cümle var:
“Gurbetçiler euro kazanıyor, paraya para demiyor.”
Bu algı o kadar yerleşmiş durumda ki, yurt dışından gelen birçok kişi daha havaalanından çıktığı anda farklı bir muameleyle karşılaşıyor. Takside, restoranda, pazarda, hatta akrabalarının yanında bile…
Çünkü cebinde euro var.
Peki gerçekten öyle mi?
Bali’de yaşayan bir Türk kadınının iki yıl sonra Türkiye’ye geldiğinde söylediği sözler aslında bu algıyı sorgulatıyor:
“Lütfen yurt dışında yaşayan Türklere zengin muamelesi yapmayın. Eğer siz Türkiye’de yaşayabiliyorsanız, gerçek zengin sizsiniz.”
| Haberin videosu:
İlk bakışta şaşırtıcı geliyor.
Çünkü Avrupa’dan gelen herkesin çok rahat yaşadığı düşünülüyor.
Oysa mesele maaşın euro olması değil.
Mesele, o euronun Avrupa’da da harcanıyor olması.
Avusturya’da, Almanya’da ya da Hollanda’da yaşayan biri maaşının önemli bir kısmını kira, sigorta, vergi ve enerji faturalarına ayırıyor. Ay sonunda elinde kalan para sanıldığı kadar büyük olmuyor.
Türkiye’ye tatile geldiğinde ise birkaç hafta içinde aylarca biriktirdiği tasarrufu harcıyor.
Üç kişinin yediği bir dondurmanın 750 liraya çıkması…
Birkaç saatlik otoparkın 300-400 liraya ulaşması…
Akşam yemeğinde kişi başına 4-5 bin liralık hesapların gelmesi…
Bunlar artık turist fiyatı değil.
Türkiye’nin yeni gerçeği.
İşin ilginç tarafı ise Türkiye’de yaşayan milyonlarca insanın da aynı fiyatlarla her gün mücadele ediyor olması.
Üstelik euro kazanmıyorlar da…
Ama hayatlarını bu ekonomi içinde sürdürmeye çalışıyorlar.
Belki de asıl dayanıklılığı gösteren onlar.
Elbette Avrupa’da yaşayanların alım gücü hâlâ birçok konuda Türkiye’de yaşayanlardan daha yüksek.
Ancak “gurbetçi zengindir” ezberi artık eskisi kadar doğru değil.
Çünkü Avrupa’da da hayat pahalı.
Kiralar rekor seviyede.
Enerji maliyetleri arttı.
Vergiler yüksek.
Market alışverişi bile birkaç yıl öncesine göre ciddi şekilde zamlandı…
Sorun gurbetçinin zengin ya da fakir olması değil; Türk Lirasının alım gücünün hem Türkiye’de yaşayanları hem de euro kazanan gurbetçileri giderek daha fazla zorlaması.
Türkiye’de alım gücü her geçen gün euro karşısında daha da eriyor. Maaşlar aynı hızda artmadığı için temel ihtiyaçlardan sosyal yaşama kadar pek çok harcama vatandaşın bütçesini zorluyor.
Belki de üzerinde durulması gereken asıl konu da bu. Bu kadar ağır ekonomik koşullara rağmen toplumun geniş kesimlerinin artık hayat pahalılığını normalleştirmesi ve yaşananları günlük hayatın sıradan bir parçası olarak kabullenmesi dikkat çekiyor.
Belki de artık şu cümleyi değiştirme zamanı gelmiştir:
“Gurbetçiler çok zengin.”
Hayır.
Onlar sadece farklı bir para birimiyle maaş alıyorlar.
Ama bu, sınırsız bir alım gücüne sahip oldukları anlamına gelmiyor.
Asıl mesele, Türkiye’deki hayat pahalılığının artık yalnızca burada yaşayanları değil, yurt dışından gelenleri de şaşırtacak bir seviyeye ulaşmış olmasıdır.
Belki de artık “Gurbetçi ne kadar kazanıyor?” sorusunu değil, “Türk Lirası neden her geçen gün daha az şey satın alabiliyor?” sorusunu sormanın zamanı gelmiştir.| ©DerVirgül