FPÖ’den iklim politikasına yeni hamle: Soğuk ölümleri üzerinden “sıcaklık” tartışması

FPÖ’den iklim politikasına yeni hamle: Soğuk ölümleri üzerinden “sıcaklık” tartışması

| Adem Hüyük  

Avusturya Özgürlük Partisi [FPÖ], iklim politikalarına yönelik uzun süredir devam eden eleştirisini bu kez soğuk kaynaklı ölüm rakamları üzerinden gündeme taşıdı. Avrupa Komisyonu’na bağlı Ortak Araştırma Merkezi’nin (JRC) verilerini kullanan FPÖ’lü Avrupa Parlamentosu milletvekili Gerald Hauser, Avrupa’da soğuktan kaynaklanan ölümlerin sıcak kaynaklı ölümlerden çok daha fazla olduğunu savunarak iklim politikalarının odağını sorguladı. 

FPÖ’lü Gerald Hauser’e göre Avrupa Birliği’nde yılda ortalama 353.809 kişi soğukla bağlantılı nedenlerden hayatını kaybederken, sıcak kaynaklı ölümlerin sayısı 43.729 civarında. 

Hauser, bu rakamlardan hareketle “asıl sıcaklığın değil, soğuğun sağlık açısından daha büyük bir sorun olduğunu” savunuyor. 

Ancak FPÖ’nün bu rakamları gündeme taşımasının yalnızca bir sağlık istatistiği tartışması olmadığı görülüyor. Parti, uzun süredir eleştirdiği iklim politikalarını ve enerji dönüşümünü sorgulamak için söz konusu verileri siyasi bir argüman olarak kullanıyor. 

“Soğuktan ölümler görmezden geliniyor” 

Hauser, Avrupa’daki soğuk kaynaklı ölümlerin kamuoyunda yeterince tartışılmadığını ileri sürüyor. 

FPÖ’lü siyasetçi, ana akım medyanın ve “sistem partileri” olarak nitelendirdiği siyasi partilerin soğuktan kaynaklanan ölümleri yeterince gündeme getirmediğini savunuyor. 

Buna karşılık sıcak hava dalgaları ve sıcaklık kaynaklı ölümlerin sürekli ön plana çıkarıldığını söylüyor. 

Hauser’in bu yaklaşımı, FPÖ’nün iklim politikalarına yönelik daha önceki eleştirileriyle de örtüşüyor. Parti, iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında uygulanan bazı politikaların ekonomik maliyetlerini, enerji fiyatlarını ve fosil yakıtlardan uzaklaşma stratejilerini uzun süredir eleştiriyor. 

Veriden iklim politikasına 

FPÖ’nün kullandığı rakamların kendisi ile bu rakamlardan çıkardığı siyasi sonuç ise birbirinden farklı. 

Soğukla bağlantılı ölümlerin sıcakla bağlantılı ölümlerden daha fazla olması, tek başına iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkilerinin önemsiz olduğu anlamına gelmiyor. 

Sıcak ve soğuk kaynaklı ölümler, sıcaklığın insan sağlığı üzerindeki farklı etkilerini ifade ediyor. Bu nedenle söz konusu rakamların doğrudan “iklim değişikliğine karşı bir kanıt” olarak değerlendirilmesi mümkün değil. 

FPÖ ise rakamları farklı bir çerçevede kullanıyor: İklim politikalarının sıcak hava dalgalarına yoğunlaşırken soğuk, enerji yoksulluğu ve kış aylarında ısınma sorunlarını yeterince dikkate almadığını savunuyor. 

Hedefte Avusturya’nın iklim politikası da var 

Hauser, Avusturya’nın iklim değişikliğine uyum planını da eleştiriyor. 

Ona göre planda sıcak hava dalgalarına karşı kapsamlı önlemler bulunmasına rağmen, soğuk havaya yönelik bağımsız bir strateji veya eylem planı bulunmuyor. 

Soğuktan korunma, kış aylarında enerji arzının güvence altına alınması ve enerji yoksulluğu ise planda yalnızca dolaylı olarak ele alınıyor. 

Bu noktada FPÖ’nün enerji politikalarına yönelik eleştirileri de devreye giriyor. 

Hauser, olası gaz ve enerji sıkıntıları, yüksek enflasyon ve ekonomik kriz konusunda uyarıda bulunuyor. Özellikle yaklaşan kış aylarında enerji arzında sorun yaşanması halinde, enerji maliyetlerinin ve yeterince ısınamamanın sağlık açısından da ciddi sonuçlar doğurabileceğini savunuyor. 

“Neden soğuk için de acil durum planı yok?” 

Hauser şimdi Avrupa Komisyonu’na bu konuyla ilgili sorular yöneltmek istiyor. 

FPÖ’lü siyasetçinin temel sorusu şu: 

Sıcak hava dalgalarına karşı acil durum planları hazırlanırken, neden soğuk kaynaklı ölümleri azaltmaya yönelik benzer planlar bulunmuyor? 

Hauser ayrıca, sonbaharda olası bir enerji sıkıntısı yaşanması durumunda Avrupa Birliği’nin soğuk kaynaklı ölümlerin artmasını önlemek için hangi önlemleri alacağını öğrenmek istiyor. 

Asıl tartışma: İklim mi, enerji politikası mı? 

FPÖ’nün açıklamasında dikkat çeken nokta, soğuk ve sıcak kaynaklı ölüm rakamlarının ötesinde, bu verilerin iklim politikalarına yönelik siyasi bir eleştirinin parçası haline getirilmesi. 

Parti, “sıcak hava ölümleri” üzerinden yürütülen iklim tartışmasının tek taraflı olduğunu savunurken, enerji güvenliği ve enerji maliyetlerini de tartışmanın merkezine çekiyor. 

Dolayısıyla mesele yalnızca “sıcak mı, soğuk mu daha fazla insan öldürüyor?” sorusundan ibaret değil. 

FPÖ’nün asıl mesajı şu: 

İklim politikaları hazırlanırken sıcaklık artışına karşı alınan önlemler kadar, soğuk hava, enerji yoksulluğu ve insanların kış aylarında uygun maliyetle ısınabilmesi de dikkate alınmalı. 

Ancak soğuk kaynaklı ölümlerin daha fazla olması, iklim değişikliğinin olmadığı ya da sıcaklık artışının ciddi bir sağlık riski oluşturmadığı sonucunu tek başına ortaya koymuyor. 

Bu nedenle FPÖ’nün gündeme taşıdığı rakamlar, bilimsel bir istatistik olmanın yanında, partinin yıllardır sürdürdüğü iklim ve enerji politikası eleştirisinin yeni bir siyasi argümanı olarak da okunabilir.| ©DerVirgül  

A+
A-
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.