Gazete, okuyucusunu kendisi yetiştirir | Okuyucunun nabzına göre şerbet vermez…

Avusturya medyasının bütün ilerlemesine, yükselmesine ve kısmen de olsa bağımsızlık kazanmasına karşılık, Avusturya’daki Türkçe yerli medya, çıkış noktasına kıyasla, tam tersine gerilemiş ve düşüş vadisine yıllarca yuvarlanadurmuştur.

Avusturya’daki göçmen gruplar arasında Almanca diline ve ülkeye uyum konusunda en çok anlamsız direnç sağlayan şüphesiz, Türkiye kökenlilerdir. Bu benim tespitim olmamakla birlikte, Avusturya İstatistik Kurumu verilerine göre, ülkede en az yüksek eğitim yapan etnik grupta yine bizleriz.

Ekonomik bireysel kalkınmanın dışında bir düşüncesi olmayan bu büyük kalabalığın sübjektif koşullarının doğurduğu ihtiyaç zorunluluğu, kendisini haber alma alanında göstermiş ve ülkede sayılamayacak kadar, ciddi, bir o kadarda merdiven altı Türkçe haber aktaran, aktardığını sanan iletişim ağları doğurmuştur.

Türkiye’den gelen gazetecilik geçmişi olanların ilk etapta başlattığı Türkçe haber furyası, sosyal medyanın önlenemez yükselişiyle, iş habercilikten çıkmış çok da büyük olmayan reklam kapma savaşına dönmüştür. Artık herkesin gazeteci olduğu bu ortamda gerçek gazeteciler, çirkin bir savaş ve savunma strateji geliştiren sosyal medyacılarla yarışmayı kendilerine yakıştıramadıklarından dolayı, kutsal saydıkları bu mesleği bırakmışlardır.

Geriye kalan birkaç emektar gazeteci ise, hiçbir şekilde, her ortamda kendisine gazeteci diyen şarlatanlarla tartışmaya dahi girmemişlerdir.

Gerçek gazeteciler, icra ettikleri meslekten evlerine ekmek götüremediğinden, meydan her gün her ortamda “gazeteci” olduğunu vurgulama gereği duyan şarlatanlara kalmıştır.

Facebook paylaşım platformu kadar hükmü olanlar, gerektiğinde haberi fotokopi yaparak sokaklarda dağıtma suretiyle halka haber ulaştıracak gazetecilerden daha itibarlı olmuş ve para kazanmıştır.

Tencere-tava dağıtarak, halkı dilenci kültürüne alıştıran ve üçüncü sayfa haberciliği dediğimiz, aslında toplumun tamamını ilgilendirmeyen ve kimi zaman haber değeri olmayan gelişmeleri, etnik kimlikleri başlıklara taşıyarak daha etkili, ancak etnik kimlikleri hedef göstererek, eğitim seviyesi düşük olan geniş bir kitleyi kendilerine maalesef bağlamışlardır.

320 binin üzerinde Türkiye göçmeninin yaşadığı Avusturya’da, yüzün üzerinde sosyal medya platformlarında çalıntı haberlerle gazeteci olduğunu iddia eden sayfa mevcut.

Gerçek gazetecilerin ekonomik nedenlerle geriye çekilmesinden doğan boşluğu dolduran şarlatanlara, yine kendi okuyucuları tarafından aşağılanıyor, onların üzerinden gazetecilere olan güven kayboluyor.

“Evet, doğru. Gazeteciler haberleri toplar, araştırır ve kamuoyuna sunarlar. Haberler genellikle önemli olaylar, gelişmeler veya bilgiler hakkındadır ve toplumun bilgilendirilmesine yardımcı olur. Gazetecilik, demokrasilerde önemli bir rol oynar çünkü kamuoyunu bilgilendirir, sorunları ortaya çıkarır ve hesap verebilirliği teşvik eder. Gazetecilerin tarafsızlık, doğruluk ve objektiflik gibi değerlere bağlı kalmaları beklenir, böylece okuyucuya güvenilir bilgi sunabilirler.”

Her gün defalarca sosyal medya sayfasına bakan, tanıtılacak bir ürünü veya işletmesi olan varsa, bunun reklamını bu sayfalara veren geniş bir toplum, aynı zamanda bu haber sayfalarını aşağılamaktan geri kalmıyorlar.

Bir işletme sahibi ile bu konudaki sohbetim ibret vericidir.

“Bunlar gazeteci değil. İşleri güçleri para. Parayı verirsen her şeyi yaptırırsın. Avusturya’da gazeteci yok! Bunlara prim vermemek gerek” gibi sözler sarf etti.

Eleştirdiği sayfalara verdiği reklamları hemen açıp gösterdim. Peki neden reklamlarını gerçek gazeteci olarak gördüklerine değil de şu anki ortamda sorumlu bir yurttaş gibi görünmek için aşağıladığın sayfalara veriyorsun? Dedim ve konu kapandı.

Birbirimizi kandırmayalım…

Aşağıladığınız Facebook sayfaları, geniş haber yapmış olsa veya içerik üretse ve de röportajlar yapsa, toplumun gerçek sorunlarına vurgu yaparak, sorunları ortaya çıkarıp ve hesap verebilirliği teşvik etse […] Ancak bunu yapabilmek için kadro gerekli diyerek gazetemize ayda 10 Euro vererek abone olun deseler… Kaçınız abone olursunuz?

Eleştirmek kolay.

Hadi biz varız… Kimseden reklam almadan tarafsız haber yapar ve sadece okuyucuya hesap veririz. Peki siz bu gazetenin yaşaması için ne verebileceksiniz?

Ben her zaman söylüyorum. Yine tekrar edeyim…

Virgül’ün okuyucuya ihtiyacı olduğundan çok, okuyucunun Virgül’e ihtiyacı var!

Çünkü Virgül size haber taşıyor…

Tabi ki Virgül’ü okumama özgürlüğünüz var. Ancak bu özgürlük sizi tutsaklığa götürecektir.

Bu nedenle, her fırsatta Avusturya’daki Türkçe haber yapmaya çalışanları, bir kefeye koyarak aşağılamaktan vaz geçin. Çünkü aşağılayanlar çok yüksekte değiller.

Şartların elverdiği kadar haber aktarmaya çalışanları, ne çok aşağılayın, kendinizi de bir o kadar yüceltmeyin…

Ve Virgül örnek aldığı medya kuruluşlarının söylemini tekrar ediyor: “Gazetecilik yaratıcılıktır. Gazete, okuyucusunu kendisi yetiştirir. Gazete haber verir. Okuyucunun nabzına göre şerbet vermez…”

Yayınlama: 16.04.2024
Düzenleme: 16.04.2024
A+
A-
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.