Avusturya medyası Stocker-Erdoğan görüşmesini nasıl gördü? Eleştiriden “pragmatik işbirliğine”
| Adem Hüyük
Avusturya Başbakanı Christian Stocker’ın Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile gerçekleştirdiği görüşme, Avusturya medyasında yalnızca iki ülke arasındaki diplomatik temas olarak değerlendirilmedi. Der Standard ve Die Presse tarafından yayımlanan haberler, Avrupa’nın Türkiye’ye ve Erdoğan yönetimine bakışındaki değişimin de önemli bir göstergesi olarak öne çıktı.
Her iki gazetenin haberlerinde dikkat çeken ortak nokta ise şu: Erdoğan’a yönelik eleştiriler ortadan kalkmış değil, ancak Türkiye’nin değişen jeopolitik konumu bu eleştirilerin önüne giderek daha fazla geçiyor.
“Avrupa’nın Erdoğan’a yeniden ihtiyacı var”
Der Standard, Stocker’ın Ankara ziyaretini doğrudan “pragmatizm” üzerinden değerlendirdi. Gazete, “Pragmatik işbirliği” başlığıyla verdiği haberde, Avrupa ile Türkiye arasındaki geçmişte yaşanan ağır diplomatik gerilimlerin şimdilik geride kaldığı değerlendirmesinde bulundu.
Haberde, Stocker’ın Erdoğan’ı Viyana’ya davet etmeyi planlaması da bu değişimin önemli bir göstergesi olarak ele alındı.
Gazeteye göre Erdoğan’ın Türkiye’de demokratik kurumları zayıflattığı, muhalefete yönelik baskıların devam ettiği ve özellikle Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğunun Avrupa’daki eleştirilerin temel başlıklarından biri olduğu unutulmuş değil.
Ancak Avrupa’nın “ahlaki kaygılarının” giderek günümüz jeopolitiğinin gerçekleri tarafından gölgede bırakıldığı yorumu yapılıyor.
Türkiye’nin Karadeniz, Kafkasya ve Ortadoğu’daki çatışmaların kesişme noktasında bulunması ve Erdoğan’ın uluslararası alanda farklı aktörlerle aynı anda ilişki kurabilmesi, Ankara’nın stratejik önemini artırıyor.
Der Standard’ın yaklaşımını özetleyen en önemli cümle ise başlığında yer alıyor:
“Avrupa’nın Recep Tayyip Erdoğan’a yeniden ihtiyacı var.”
Bu, Erdoğan’a yönelik siyasi desteğin yeniden başladığı anlamına gelmiyor. Daha çok, Avrupa’nın Türkiye’yi artık görmezden gelemeyeceği bir aktör olarak değerlendirdiğini gösteriyor.
Die Presse: Ekonomi, göç ve güvenlik
Die Presse ise Stocker’ın Ankara ziyaretini daha çok ekonomi, göç ve güvenlik ekseninde ele aldı.
Gazeteye göre Avusturya ile Türkiye arasındaki ticaret hacmi 4,4 milyar euroyu aşmış durumda ve Türkiye’de yaklaşık 250 Avusturya şirketi faaliyet gösteriyor.
Bu nedenle Ankara ile ilişkilerin geliştirilmesi Avusturya açısından yalnızca siyasi değil, aynı zamanda önemli bir ekonomik çıkar alanı oluşturuyor.
Ancak Die Presse’in haberinde göç konusu da belirgin biçimde öne çıkıyor.
Stocker’ın Türkiye’nin dış sınırlarının korunması ve Suriyeli ile Afganların Türkiye üzerinden geri gönderilmesi konusundaki işbirliğine verdiği önem aktarılıyor.
Gazete, Avrupa’nın Türkiye’yi göç konusunda adeta bir “kapı bekçisi” olarak gördüğüne dikkat çekiyor.
Bu yaklaşım, 2015 mülteci krizinin Avrupa açısından yarattığı travmanın hâlâ dış politika kararlarında etkili olduğunu gösteriyor.
Erdoğan eleştiriliyor ama Türkiye vazgeçilmez görülüyor
İki haberin ortak okuması, Avusturya medyasının Erdoğan ile Türkiye’yi birbirinden tamamen ayırmadığını ancak ikisini farklı boyutlarda değerlendirdiğini gösteriyor.
Bir tarafta;
- hukuk devleti,
- insan hakları,
- demokrasi,
- basın özgürlüğü,
- muhalefete yönelik baskılar konularında Erdoğan yönetimine yönelik ciddi eleştiriler devam ediyor.
Diğer tarafta ise Türkiye;
- göçün kontrolü,
- sınır güvenliği,
- Suriye ve Ortadoğu,
- Ukrayna-Rusya savaşı,
- NATO güvenliği,
- savunma sanayii,
- ekonomik ilişkiler açısından giderek daha önemli bir ortak olarak görülüyor.
Stocker’ın “Bu değerler bizim için müzakere edilemez” sözleri de bu ikili yaklaşımı açık biçimde ortaya koyuyor.
Yani Viyana’nın mesajı kabaca şu noktada birleşiyor:
“Erdoğan’ın politikalarını eleştiriyoruz ancak Türkiye ile konuşmaktan ve işbirliği yapmaktan vazgeçemeyiz.”
Türkiye’nin AB üyeliği ise hâlâ başka bir konu
Avusturya medyasının dikkat çektiği bir diğer nokta ise Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği.
Türkiye’nin stratejik öneminin artması, Ankara’nın AB üyelik sürecinin yeniden canlandırıldığı anlamına gelmiyor.
Der Standard, Türkiye’nin AB üyelik sürecinin yeniden başlatılması konusunda Avrupa’da hâlâ ciddi bir direnç bulunduğuna dikkat çekiyor.
Die Presse ise Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Avrupa başkentlerinde son dönemde daha fazla kabul gördüğünü ve Türkiye’nin AB üyelik müzakerelerinde yeni fasılların açılması konusunun yeniden gündeme gelmeye başladığını hatırlatıyor.
Ancak iki gazetenin genel yaklaşımı, “Türkiye’ye yaklaşmak” ile “Türkiye’yi AB’ye almak” arasında büyük bir fark olduğu yönünde.
Türkiye kökenli toplum da yeniden gündemde
Ankara görüşmesinin Avusturya açısından dikkat çeken bir başka boyutu ise ülkedeki Türkiye kökenli toplum.
Die Presse, Erdoğan’ın Avusturya’daki Türkiye kökenli toplumu iki ülke açısından “ortak bir değer” olarak nitelendirdiğini aktarıyor.
Stocker da Avusturya’daki Türkiye kökenli toplumun ülkenin refahına yaptığı katkıyı vurguladı.
Bu nokta özellikle dikkat çekici. Çünkü Avusturya’da yaklaşık 300 bin Türkiye kökenlinin yaşadığı düşünüldüğünde, Türkiye ile ilişkiler yalnızca Ankara ile Viyana arasındaki diplomatik ilişkilerden ibaret değil.
İki ülke arasındaki ilişkilerin önemli bir boyutunu doğrudan Avusturya toplumunun içinde yaşayan Türkiye kökenli insanlar oluşturuyor.
Yeni dönem: Değerler siyaseti ile çıkar siyaseti arasında
Stocker’ın Ankara ziyareti ve Avusturya medyasının haberleri, Türkiye-Avusturya ilişkilerinde yeni bir dönemin işaretlerini veriyor.
Geçmişte Erdoğan’ın Avrupa’daki siyasi söylemleri, insan hakları ve demokrasi konusundaki eleştiriler ve Türkiye’nin AB üyeliği üzerinden yaşanan gerilimler ilişkilerin merkezindeydi.
Bugün ise tablo değişmiş durumda.
Türkiye’nin jeopolitik konumu, göç üzerindeki etkisi, askeri kapasitesi, Ortadoğu’daki rolü ve ekonomik potansiyeli Ankara’yı Avrupa açısından daha önemli hale getiriyor.
Bu nedenle Avusturya’nın yaklaşımı artık “Türkiye ile aynı fikirde miyiz?” sorusundan çok, “Farklı düşündüğümüz alanlara rağmen hangi konularda birlikte çalışabiliriz?” sorusuna dönüşüyor.
Stocker’ın Erdoğan’a Viyana daveti de bu değişimin sembolik adımlarından biri.
Avusturya medyasının Ankara’dan verdiği genel mesaj ise oldukça açık:
Erdoğan’a yönelik eleştiriler sürüyor. Ancak Türkiye’nin önemi artık bu eleştirilerin ilişkilerin tamamını belirlemesine izin vermeyecek kadar büyük. | ©DerVirgül