KARARSIZ BİR SEÇMEN

Ne uzun bir yürüyüşteyim bilsen. Bir adım bile yol alamadım içimdeki kararsızlığı netleştiren güneşe. 5..4…3…2..1.. Evet ne uzun yürüdüm aslında hızla geçen günlerde.   Kararsızım! Bir oy vereceğim biliyorum, bunun bir vatandaşlık görevi olduğunu da biliyorum ama hangi partiye oy vereceğimin kararlılığıyla kararsızlığı arasındaki git geli yaşıyorum. Sabah uyanıp bedenimi doyurmak için çay peynir zeytin ve yumurta dörtlüsünü […]

Ne uzun bir yürüyüşteyim bilsen.

Bir adım bile yol alamadım içimdeki kararsızlığı netleştiren güneşe. 5..4…3…2..1..

Evet ne uzun yürüdüm aslında hızla geçen günlerde.

 

Kararsızım!

Bir oy vereceğim biliyorum, bunun bir vatandaşlık görevi olduğunu da biliyorum ama hangi partiye oy vereceğimin kararlılığıyla kararsızlığı arasındaki git geli yaşıyorum.

Sabah uyanıp bedenimi doyurmak için çay peynir zeytin ve yumurta dörtlüsünü hazırlarken ruhumun açlığını gidermek için de iki haber iki köşe yazısı bakayım diyorum.

Neredeyse tüm kanallar ve neredeyse tüm köşe yazıları “vakit Türkiye vakit”,

 

“Durmak yok yola devam!”

Sloganlarıyla bizlere ha bire parmak sallayarak konuşan şahısla dolu. 

Aldığım negatif enerji ile çayımdan bir yudum alıp kanalları değiştirmeye başlıyorum.

 

O.. O.. yine o !

Bu adil değil diyor önümdeki peynir.

Önümüzde bir seçim var ve propagandalar hiç de eşit platformda yürütülmüyor.

 

Dur dur dur dur!

 

Bir kanal gördüm.

 

Bir kadın cumhurbaşkanı adayı.

 

Bu olabilir ver oyunu diyorum.

Ben de kadınım, belki diyorum yıllarca kadınların ikinci plana atıldığı, tacize, tecavüze uğradığı bir toplumda yeni bir ses olabilir diyorum.

Bitmedi bu karanlık gece uykularım kaçarken

Huysuz yaşlı amcalar hayallerimi çalarken

Her renkte çiçeği izledim nicedir solarken

Manzara izleyemem ki güneş batmadan doğarken.

 

15 Temmuz öncesi kongre yapacaktı, yargı kararıyla engellendi.

Bir otelde konuşma yapacaktı, otelin elektriği kesildi, mikrofonlar açılmadı.

Şunu unutmayalım ki yasaklar hep cezbetmiştir kitleleri.

Kararsızlığım acabalara çekilirken, neden olmasın “bir ben var benden içeri” ver oyunu diyor önümde sırasını bekleyen zeytinim.

 

Dönüp kara gözlerimle kara kara duran zeytnime “Bilmem diyorum.

 

Sanki üslubu çok mu sert?

 

Zaten biz 16 yıldır bu üslubu çekiyoruz.

 

Kadın istediysem biraz kibarlık bekliyor insan.

 

Ve ben yine mi demek istemiyorum.

 

E o zaman değiştir, değişir senle koca bir dünya…

 

Ben küçükken demir parmaklıklar ardında, gümüş işlemeli bir kuş yuvası hayal ederdim biliyor musun?

Özgürlüğün, haksızlıkların çocuksu sesleri durmadan koşuşurdu içinde.

Şimdi uzunca, uzun uzadıya Sen’i dinlerken kendime, gözlerime bakıyorum.

Vitrinine keder konmuş ve de kırılmış gözbebeğimde hüzün.

Nedeni, dantel bohçaya sarıp sarmalayıp kaldırdığım -hak, hukuk, adalet…-

 

Biliyor musun sazının sesi var her yerde, Hızır’ın sesi var ülkemin demir’inde taş’ın da her yerinde.

Sen hızırsın, ben hızırım diyenler her yerde.

 

Çay çok sıcakmış, birden irkiliyorum.

Kanalları gezmeye tekrar devam ediyorum.

 

Bilge Başkan konuşuyor.

Bir kesim böyle sesleniyor kendine.

Aslında hali, tavırları ve görüntüsüyle bu iade kendine yakışıyor.

Mantıklı konuşmaları yok değil ama…

Ama bir şeyler eksik.

 

Evet buldum galiba!

 

Enerji.

 

Ekranlardan göğsümüzdeki açık kalmış yaralarımıza merhem olacak bir enerjiye ihtiyacımız var.

Acaba versem mi ? Kararsızlık tek bir şey dışında bağdaşını çoktan kurmuş yine yüreğime.

Tek bir şeyne mi ?

 

Ne mi?

 

Yüz bin imza kampanyasına son gün de zar zor ulaşan Parti.

Çok takılmıyorum ona.

Bana güven duygusu vermediğinden olsa gerek, kirpiğimin gölgesinde ha düştü ha düşecek durumu ile öylece durmakta.

Kahvaltı soframdaki ucundan ufak ufak kopardığım ekmeğime bakıyorum.

Umut denİnce, adalet denİnce, ekmek denİnce..

 

Evet.

 

Merhaba kısa sürede yüzüncü mitingini yapan yorulmaz beyaz gömlekli adam.

Senelerce uzunca, uzun adama baktık durduk.

Pazardan üç beş parça çiçekli kumaş alacağım.

Evet evet!! Yarın ilk işim bu biliyor musun?

 

Onunla ne mi yapacağım?

 

Güzelce ince ince dikeceğim tekrardan acıyan yaralarımı.

 

İnceden bir fistan dikeceğim.

Ülkeme doğacak kardeşlik huzur, adalet, hak ve hukuk adına dikeceğim.

Ötekinin şucunun, bucunun olmadığı ülkemde giyineceğim.

Sen bir de beni, bizi, ülkemi yaralarım-yaralarımız çiçek açınca gör.

 

Sağlıcakla kalın efendim.

Yayınlama: 21.06.2018
A+
A-
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.