“Depresyon ayrımcılık yapmaz”

Hollywood yıldızı Dwayne Johnson, “Depresyon ayrımcılık yapmaz” diyor. Gerçekten de insan psikolojisi çok hassas, her şeyden etkileniyor, baş etmekte güçlük çekenler “depresyon”la tanışıyor. Ama siz yine de depresyona girmesi kolay çıkması zor sanmayın…

“Depresyon ayrımcılık yapmaz”

Çevrenizdeki insanlara, gelişen olaylara karşı tahammül sınırınız düştü mü?

Belki de daha kolay öfkeleniyorsunuz artık! Aynaya baktığınızda kendinizi beğenmiyor, hayatın tadının kaçtığını mı düşünüyorsunuz?

Aman dikkat, tüm bunlar depresyon belirtisi olabilir! 

Bu sağlık dosyamızda depresyon konusunu işliyoruz. Depresyon nedir, ne değildir belirtileri, sebepleri ve daha pek çok şeyi sizler için uzmanlara sorduk…

Ama her zamanki gibi uzmanlardan önce depresyonu biraz yakından tanımakta fayda var. 

Sürekli moralsiz, ümitsiz ve mutsuzsanız…

Aslında her insan belli dönemlerde kendini mutsuz hisseder, hatta şu zorlu yaşam temposunda moraller epeyce bozulabilir.

Bunlar elbette kimseye yabancı değil, yani bunlarda bir problem yok. Problem kişinin mutsuzluk veya moralsizlik halinden kendini kurtaramaması halinde başlıyor! 

Evet, sık ve yoğun şekilde, moralsiz, ümitsiz ve hatta mutsuz hissediyor, bu haliniz yüzünden günlük yaşamınız negatif etkiliyorsa…

Okumaya devam edin. Ama sabırsızlanıp okumayı yarıda kesmeye niyetleniyorsanız, riske atmadan peşinen söyleyelim depresyon derecenize göre tedbiri elden bırakmayın profesyonel bir psikolog veya psikiyatristen destek almanız yararınıza olabilir… 

Duygudurum bozukluğu

Kalıtımsal, çevresel veya hormonal bozukluklar sonrası gelişen mental bir rahatsızlık olan depresyon uzmanlarca bireyin günlük aktivitelerini sürdürmesini güçleştiren bir duygudurum bozukluğu olarak kabul ediliyor. 

Karamsarlık, mutsuzluk, umutsuzluk gibi hislerin geçmek bilmemesiyle kendini gösteren depresyon, bu sıkıntılı halin uzun süre devam etmesi durumunda hem bireyin kendisine, hem de çevresiyle ilişkilerine zarar verebiliyor. Bu nedenle depresyon ciddiye alınması gereken psikolojik sorunlardan biri olarak görülüyor. 

Kadınlarda, erkeklere oranla daha sık görülüyor

Çalışmalar, depresyonun anksiyeteden sonra en yaygın ikinci “zihinsel rahatsızlık” olduğunu gösteriyor.

Ayrıca, kadınların depresyona girme ihtimalinin erkeklere oranla daha fazla olduğunu da.

Buna göre, bir erkeğin hayatı boyunca depresyona yakalanma ihtimali yüzde 5 ila 12 arasında değişirken, bu oran kadınlarda yüzde 10 ile 25 arasında olduğu tahmin ediliyor..

Şiddetine göre ayrılıyor

Genel olarak depresyon hafif, orta ya da yoğun şiddette yaşanıyor.

Depresyon çeşitlerinden biraz bahsetmek gerekirse, “Majör Depresif Bozukluk” yani ağır depresyon halinde, kişi değersizlik, ümitsizlik ve mutsuzluk hislerini çok yoğun yaşıyor.

Ne yazık ki bu seviyedeki depresyonlarda kişiler bu sürecin üstesinden tek başına gelemiyor. Yani psikolojik destek almaları büyük önem arz ediyor.

Hamilelik sürecinde ya da doğumdan sonraki dört hafta içinde ortaya çıkan depresyona “Postpartum Depresyon” deniyor.  

İki yıldan uzun süren depresyon ise “Kronik – Distimi Depresyon” olarak tanımlanıyor. İçe kapanık, uzun süre üzüntü içinde, mutsuz, kaygılı hallerini yaşamında alışkanlık haline getirmesiyle dikkat çekiyor.

Hareketsizlik, duruş bozuklukları başlarsa “Katatonik Depresyon”dan bahsedilmiş oluyor ki, bu kapsama giren kişinin psikomotor davranışlarında ciddi bozulmalar ortaya çıkıyor. 

Sanrılar ve halüsinasyonlar gibi, kişinin gerçeklik algısının bozulması, hatta tamamen kopması “Psikotik Depresyon” kapsamına giriyor. 

Çevresine mutlu biriymiş gibi pozitif bir tablo çizen kişi de “Atipik depresyon” yaşıyor olabilir.

Atipik depresyona, “Gülümseyen Depresyon” da deniyor. Fark edilmesi en zor depresyon türlerinden biri olarak tanımlanıyor.

Çünkü kişi içinde fırtınalar bile kopsa bunu dışarıya kolay kolay yansıtmıyor. Atipik depresyonda kendisi dışındaki olaylara verdiği aşırı tepkiler de olabiliyor.

Mesela iyi bir habere aşırı sevinirken, kötü bir haberde kahrolması gibi… 

Yaşa ve cinsiyete göre değişiyor

Depresyon belirtileri, yaşa ve cinsiyete göre farklılık gösteriyor. Aile geçmişinizde depresyon veya diğer duygudurum bozukluklarına sahip kişiler varsa dikkatli olmalısınız.

Ama sadece bu değil, hormonal değişiklikler, erken çocukluk travmaları, bazı kronik hastalıklar, uyku problemleri, hiperaktivite bozukluğu, sürekli kullanılan bazı ilaçlar, dikkat eksikliği, ekonomik problemler, boşanma, sevdiğiniz bir yakınınızın ölümü gibi yaşamın içinde sıkça karşılaştığımız olumsuzlukların yanı sıra aşırı alkol tüketimi, kimyasal madde kullanımı, düşük özgüven ve kendini aşırı eleştirme gibi daha pek çok şey depresyonu tetikleyebiliyor.

Tarihi şahsiyetlerin depresyonla imtihanı…

Buraya kadar depresyonu anlamaya, türlerine değindik. Şimdi sıra depresyonu yaşayanların tecrübelerinde…

Bakın, tarihe adını altın harflerle yazdıran isimler de özel yaşamında nasıl depresyonla boğuşmuşlar! Okudukça şaşıracaksınız…

Gerek biyografilerinde, gerekse çevrelerinde depresyonla boğuştuğu bilinen büyük şahsiyetler arasında kimler yok ki, Abraham Lincoln, Franz Kafka, Sigmund Freud, Buda…

Lincoln sık sık intiharı düşünürdü

ABD’nin 16. Başkanı Abraham Lincoln de “melankoli” dediği nöbetler geçirmiş.

26 ve 31 yaşlarında iki büyük depresif kriz yaşayan Lincoln 32 yaşındayken, “Şu anda yaşayan en sefil adamım” diye yazmış.

Uzun yıllar hukuk ortağı olan William Herndon, Lincoln’un depresif halini şöyle anlatmış: 

Kasvet ve üzüntü onun baskın haliydi, yürürken melankolisi paçalarından akıyordu. Bir keresinde ‘Eğer hissettiğim şey tüm insanlara eşit olarak dağıtılsaydı, yeryüzünde tek bir neşeli yüz olmazdı’ demişti.

Lincoln’ün biyografisinde başka bir yakın dostunun, onun kendisine sık sık intihar etmek istediğini de anlatmış.

Doktor desteğinin yanı sıra, Lincoln’ün depresyon sınavında “mizah” ve “şiir” sevgisi ve hayatının önemli bir amacı olduğuna dair güçlü inançla depresyona yenmiş.

Freud’un anksiyete atakları..

Psikanaliz, rüyalar ve cinsellik üzerine yaptığı çalışmalarla dünya çapında tanınırlık kazanan Sigmund Freud’un kendi psikolojik dünyası da pek kolay olmamış.

Freud’un biyografisinde, uzun yıllar periyodik depresyon ve yorgunluk, ilgisizlik, anksiyete atakları dahil nevrotik semptomlardan acı çektiği anlatılıyor.

Dahası Freud’un depresyonunu yatıştırmak için yaptığı erken bir girişimin uyuşturucu madde kullanımı olduğu biliniyor.

Kafka’nın depresif hali, terk edilmesine neden oldu 

Dünyaca sevilen Çek yazar Franz Kafka da yaşamı boyunca klinik depresyon ve sosyal kaygıdan muzdaripmiş.

Hastalık hastası olan Kafka’nın korkuları, 34 yaşında tüberküloz teşhisi konduğunda gerçek olmuş. Bu teşhisten sonra Kafka hafif depresyona girmiş.

Bu sürede nişanlısı Kafka’nın depresyonlarına ve manik dönemlerine dayanamayarak terk etmiş.

Unutmadan Kafka’nın ilacı yazmak olmuş. Ayrıca yaptığı egzersizler onu hayatta tutmuş.

Zira Kafka’nın başarılı bir yüzücü, dağlarda yürüyüş yapmaktan zevk alan ve yetenekli bir binici olduğu söyleniyor.

Depresyondan aydınlanmaya Buda!

Siddhartha Gautama namıdiğer Buda.

O bir kral olarak doğdu. 29 yaşında, acı ve umutsuzluğun üstesinden nasıl geleceğine dair bilgelik arayışına başladı.

Manevi yolculuğu altı yıl sürdü. 35 yaşında Bodhi ağacının altında 49 gün meditasyon yaptıktan sonra aydınlanmaya ulaştı ve “Uyanmış Kişi” olan “Buda” olarak tanındı.

Hayatının geri kalan 45 yılında Buda seyahat etti ve kapsamlı bir şekilde öğretti.

Ayda yürümek bile yetmedi!

Astronot Buzz Aldrin 1969’ta aya ayak basan ikinci insan olarak tarihe geçti.

Fakat Aldrin’in aya inişinden sonraki ani şöhreti boşanmasına ayrıca alkol ve depresyon sorunlarına yol açtı. 

Bir gazeteye verdiği röportajda ailesindeki sorunları anlattı. Annesi ve dedesinin intihar ettiğini açıkladı ve tedavi olmak istedi, Ulusal Ruh Sağlığı Derneği’nin başkanı oldu.

Hollywood yıldızları da açıkladı

Görüldüğü gibi tarihin parlak isimleri için de hayat kolay olmamış. Bir benzeri çağımızın sevilen sanatçıları için de geçerli.

Bugün dünya çapında tanınan sinema yıldızları, şarkıcılar ve hatta çok satan kitapların yazarları için de depresyona yabancı bir sorun değil. 

Dışarıdan bakıldığında para içinde yüzen, bir eli yağda ötekisi balda görülen, hatta hayatta cenneti yaşadığını düşündüren birçok ünlü isim depresyonla mücadele etmiş, ediyor.

Bakın yaşadıklarını verdikleri çeşitli röportajlarda nasıl da açık seçik konuşarak, insanlara örnek olmaya çalışmışlar.

“Depresyon ayrımcılık yapmaz”

Hollywood’un en yüksek ücretli aktörlerinden Dwayne Johnson, bir röportajında15 yaşındayken annesini intihar girişiminden kurtardığını anlatmış.

“Mücadele ve acı gerçektir” diyen Johnson, Twitter’da “Depresyon asla ayrımcılık yapmaz. Fark etmem uzun zaman aldı ama anahtar, açılmaktan korkmamak. Özellikle biz erkeklerin bunu içinde tutma eğilimi var. Yalnız değilsin” diye tweet atarak samimi olarak düşüncelerini sevenleriyle paylaşmış.

“Depresyon ilacı kullanıyorum”

Popun çılgın yıldızı Lady Gaga ise hayatı boyunca hem depresyon, hem de kaygıyla mücadele ettiğini itiraf etti.

Depresyon için ilaç aldığını kabul etmekten utanmadığını anlatan Lady Gaga, verdiği bir röportajında, “İnsanların ruh sağlıkları hakkında konuşmalarının önemli olduğunu düşünüyorum. Hikâyelerimizi paylaşır ve bir arada olursak daha güçlü oluruz” dedi. 

Ünlü pop yıldızı Katy Perry YouTube’da yaptığı canlı yayında depresyonla mücadelesini paylaştı.

Hollywood’un gülen yüzü Kristen Bell de üniversite yıllarından beri depresyonda olduğunu açıkladı. 

Güzel yıldız bir internet sitesine yazdığı makalede, “Akıl hastalıklarıyla mücadelede zayıf hiçbir şey yok” ifadesini kullandı. 

“İhtiyacın olduğunda yardım almalısın”

39 yaşındaki ünlü yıldız Kirsten Dunst, geçtiğimiz günlerde 20’li yaşlarındayken depresyona karşı yardım için bir rehabilitasyon merkezine gittiğini açıkladı. 

Dunst yıllarca depresyonla mücadele ettiğini, çok fazla öfke biriktirdiğini fark ettiğini söyleyen ünlü yıldız, “Söyleyeceğim tek şey, ilacın harika bir şey olduğu ve bir şeyden çıkmanıza gerçekten yardımcı olabileceği. İhtiyacın olduğunda yardım almanı tavsiye ederim” dedi.

“Depresyonu bilmeyene tarif etmek zor”

Dünyanın en çok okunan ve en çok kazanan yazarlarından JK Rowling için de depresyon bilmediği kendisinden uzak bir problem değil.  

Harry Potter ile milyonlara neşe getiren Rowling romanlarını yazarken umutsuzluk hissettiğini itiraf etti. Ünlü yazar bir röportajında şöyle demişti:

Daha önce orada bulunmamış birine depresyonu tarif etmek çok zor, çünkü bu üzüntü değil.

Çılgın karakterleriyle tanınan ünlü aktör Jim Carry de, zor günler geçirdiğini açıklarken, hayatı sevdiğini de sözlerine ekledi. Ünlü yıldız, alkol ve uyuşturucu kullanmadığını özellikle belirtti. 

Dünyaca sevilen Robin Williams ise 2014’teki intiharıyla milyonları şok etti. Akademi Ödüllü aktör Williams da depresyon, madde ve alkol bağımlılığı öyküsü vardı. 

Depresyona girmemek için…

Anlaşılacağı gibi aslında hayat kimse için kolay değil, olmayacak da.

Fakat insanın yaşamına dört elle sarılması ve yaşadığı sıkıntılar üzerine çok takılmaması mühim. İstenmeyen olayların psikolojinizi kirletmesine izin vermeyin. 

Araştırmalara göre, sıradan görünen gündelik eylemlerin bile hayatı zorlaştıran “depresyon” gibi problemlerden koruyabileceği düşünülüyor… 

Düzenli egzersiz, sağlıklı beslenmek, uyku düzenini korumak, alkol ve sigaradan uzak durmak, stresten kaçınmak, gerekirse psikolojik destek almak… Ve elbette insan ilişkilerini güçlendirmek, psikolojik açıdan size fayda sağlıyor. 

Farkındaysanız tüm bunlar zaten yaşamın içinde, fiziksel sağlığınızı korumanın da esasları.

Bunlar yetmezse az evvel aktardığımız tarihi şahsiyetlerin tavsiyelerine kulak verin mizah, şiir, diğer sanatsal arayışlara girin.

İş, sevgi dolu ilişkiler, aile desteği gibi hayatın güzelliklerine motive olun, dinlenin, seyahat edin, ünlü olmak için çabalayın…

Hiçbiri yetmezse, o zaman büyük roman yazarı Dostoyevski’nin bir sözünü hatırlatmalıyım 

Her şeyi çok fazla ciddiye alıyorsunuz, bu yüzden de çok mutsuz oluyorsunuz!

O halde sözü artık uzmanlara bırakabiliriz… 

“Yaşam kalitesini artırmak mümkün” 

Depresyonun tüm nüfusu etkileyen yaygın psikiyatrik bozukluklardan biri olarak nitelendiren Uzman Psikiyatrist Doç. Dr. Sevda Bağ tedavi edilmediğinde erken ölüm, genel sağlık durumunda bozulma gibi olumsuz sonuçlar yarattığını söyledi.

Doç. Dr. Bağ, yine de uygun bir şekilde tedavi edildiğinde hastanın yaşam kalitesini artırmanın mümkün olabildiğine dikkati çekti.

“Karamsarlık, uykusuzluk ve kilo kaybı…”

Çökme, kederli hissetme, işlevsel ve yaşamsal aktivitenin azalması gibi anlamlarda kullanılan depresyon sözcüğünün elem-keder duygularını içeren duygusal bir yaşantı olduğunun altını çizen Doç. Dr. Bağ, bir kişinin depresyonda olup olmadığını anlamaya yardımcı olabilecek depresyon belirtilerini şöyle aktardı:

Depresyon tipik olarak olağan etkinliklerden ve daha önce kişiye zevk veren durumlardan artık eskisi gibi zevk alamamama ve bunlara karşı ilginin kaybolmasıyla kendini gösteren, çökkünlük, karamsarlık yanında keder ve elem duygularıyla seyreden bir duygudurumudur. Gerek mental gerekse fiziksel alanda enerji azlığıyla kendini gösteren psiko-motor yavaşlama, uykusuzluk ya da çok uyuma, kilo verme ya da kilo alma ve  düşünce içeriği kısıtlılığıyla belirgin, bilişsel yavaşlamayla karakterizedir.

“Uzun süren kronik bir hastalık”

Ailede daha önce depresyon öyküsü varsa, bekarlarda, çocuklukta yaşanan olası travma öyküsü gibi hallerde depresyonun daha yüksek oranda görüldüğünü vurgulayan Doç. Dr. Bağ, “Hastanın kendisi veya yakını depresyondan şüphelendiğinde mutlaka psikiyatristten yardım alınmalıdır. Depresyon tedavisi hem antidepresan dediğimiz ilaçlarla hem de psikoterapinin birleştiği bir tedavi protokolü ile tedavi edilmelidir. İntihar riskinin olduğu depresyon tedavilerinde yataklı psikiyatri servisleri de dahil edilmelidir. Depresyon tedavisi uzun süren kronik bir hastalıktır” şeklinde konuştu. 

“Farkındalık önemli…”

Her insanın kişilik özellikleri birbirinden farklı olduğunu belirten Doç. Dr. Bağ, insanların psikolojilerini korumak için şu tavsiyede bulundu:

Farkındalık ve üstesinden gelme mekanizması kişiden kişiye değişir. Dolayısı ile farkındalık oluşturmak depresyon oluşmaması adına alınacak en önemli tedbirlerden biridir. Tüm bu basamaklar oluşturulsa da aile yükü gibi sebepler depresyon oluşma ihtimalini oldukça artırmaktadır.

Toplumsal gelenek ve görenekler temel olarak kişileri korumaya yönelik olsa da zaman zaman baskı öğesi olarak “depresif” bir duygu-durum oluşturduğuna belirten Doç. Dr. Bağ, “Ağır depresyon tabloları toplumdan bağımsız olarak da ortaya çıkabiliyor” dedi.

“Kural tanımazlık başka…”

“Kural tanımazlık”, “saygısızlık” ve “bencillik” de depresyon belirtisi olabilir mi?

Doç. Dr. Bağ, bu soruya şu yanıtı verdi:

Hayır. Öfke bir depresyon belirtisi olsa da kural tanımazlık dediğimizi kişilik bozuklukları depresyondan bağımsız şekilde ortaya çıkmaktadır.

Teknoloji çok hızlı ilerlese de, insan hızının aynı oranda artmadığına vurgu yapan Doç. Dr. Bağ, “Teknolojik ilerlemelere ayak uydurmak için insanoğlu daha da hızla çalışmaya başlasa da mutluluk oranı aynı oranda artmamaktadır. Sosyal medyada herkesin çok mutlu görünmesi toplumda depresyon oranının aynı oranda azaldığı anlamına da gelmemektedir. Yetersizlik hissi yaratan durum ve kişiler depresif durumu da arttırmaktadır” diye konuştu.

“Yargılamadan dinle…”

İnsanların en büyük ihtiyacı olan iletişim kurarken, birbirlerini ve hatta kendilerini depresyona sokmamak için “yargılamadan” dinlemelerini öneren Doç. Dr. Bağ, böylece ikili ilişkilerin daha sağlıklı ilerleyeceğini, insanların birbirlerine ve çevrelerine daha pozitif yaklaşacağını söyledi.

Herkes gerilim filmi izlemesin!

Dram, cinayet veya ağır psikolojik filmleri izlemenin veya bu tür kitaplar okumanın insan psikolojisine yansımaları nasıl olur?

Bu soruyu da Doç. Dr. Bağ, şöyle yanıtladı:

Genel olarak bu tür filmler herkesin kaldırabileceği filmler olmayabilir. Özellikle depresyona meyiili olan kişilerin bu tür filmleri izlemesi uygun değildir. Bu filmlerin kendisine anımsatacağı duygulardan etkilenecek kişiler olabilir.

Ana haberlerde, artık daha sık insanların başka insanlara kolayca zarar verebildiğini hatta ölümlere sebep olmaktan çekinmediğini görüyoruz.

Başka bir insana zarar vermek, daha ileri giderek ölümüne sebep olmak gibi vicdani noksanlık ve katil olmaktan çekinmemek durumu psikolojik olarak neyin göstergesi?

Bu tür vakalar depresyon sebepli mi yoksa insan psikolojisinde ne tür bir problemin işareti olabilir?

Doç. Dr. Bağ bu çok mühim soruya şöyle yanıt verdi:

Öfke duygusu genel olarak depresyonun bir göstergesi olabilir ancak tek bulgusu değildir. Depresyondaki kişilerin öfkesi genel olarak kendilerinedir. Halbuki bir başkasına zarar verme davranışının altında psikiyatrik anlamda çok daha fazla sorun olduğunu göstermektedir.

“Psikolojiniz her an iyi olamaz”

Günümüz insanlarının psikolojik durumunu her an iyi olmasının mümkün olmadığını belirten Doç. Dr. Bağ, “Çünkü trafik stresi ekonomik stres gibi en ana nedenler ruhumuzu yormaktadır. Ancak önemli olan kişisel gelişimimizi tamamlamaya çalışmak depresyondan korunmaya çalışmada önemli bir adımdır” dedi.

“Ergen psikolojisi…”

Doç. Dr. Bağ’dın, yetişkinler kadar ergenlik ve gençlik dönemi yaşanan sıkıntıların da depresyona dönüşmemesi için ailelere tavsiyeleri ise şöyle:

Ergenlik dönemi tüm ailelerde sıkıntılı bir süreçtir. Sosyal medyanın ergenler üzerindeki yoğun etkisi gençlerde depresyon riskini giderek artırmaktadır. Ailelerin ergenlere destek vermesi yanında olduğunu hissettirmesi ileride oluşacak depresyon riskinde azalmaya katkı sağlamaktadır.

“Yaşlıları da hayatınıza dahil edin!”

Zaman çok hızlı geçiyor…

İnsanlar bir şey yapsalar da yapmasalar da fiziksel ve ruhsal anlamda hırpalanıyor…

Bunun depresyona sebep olmaması sanki mümkün değil gibi.

Doç. Dr. Bağ’ın yetişkinler ve ileri yaştaki büyüklerimiz için de psikolojilerini sağlam tutmalarını sağlayacak önerileri de şu şekilde:

Yaşlılarda depresyon gelişme oranı oldukça yüksektir. Artık aktif bir hayatın içersinde olmamak daha durağan bir hayata sahip olmak yaşlılarda mutsuzluğa sebep olmaktadır. Ayrıca yaşın ilerlemiş olması ölüm kaygısına sebep olarak depresyona neden olmaktadır. Yaşlıları hayatımıza dahil etmek hayattan keyif almalarını sağlayabilmektedir.

Depresyonun en tehlikeli seviyesi…

Depresyondaki en ileri seviyesinin “intihar” düşünceleri ve “intihar girişimleri” olduğunu anlatan Doç. Dr. Bağ, böyle bir durumda mutlaka psikiyatri uzmanından yardım almak gerektiğini, gerekirse yataklı bir kurumda yatarak tedaviye almanın önemli ve zaruri olduğunu sözlerine ekledi.

Doç. Dr. Bağ, her öfkeli davranışın altında depresyon olmasa da önemli olan öfkenin oluştuğu yerden uzaklaşmak ve harekete geçmemeyi öğrenmek olduğunu belirtiyor.

Depresyon ve beslenme

Uzman Diyetisyen Başak Suna Albayrak da günümüzde duygudurum bozuklukları dünya genelinde gittikçe yaygın bir hale geldiğine dikkati çekti.

Dünya Sağlık Örgütü’nün dünya çapında yaklaşık olarak 280 milyon insanı etkilediğini hatırlatan uzman diyetisyen Albayrak, depresyona alt zemin hazırlayan ve tedavisine destek olan birçok faktörden bir tanesinin de temel ihtiyaçlarımızdan beslenme olduğunu vurguladı.

Su içmek çok önemli!

Depresyon tedavisinde uygulanan psikoterapi ve ilaçlara ek olarak beslenme içeriğindeki bazı değişimlerin de kişiye bu süreçte katkı sağlayabileceğine vurgu yapan Albayrak, şöyle konuştu:

Öncelikle vücudun yeterli miktarda su ihtiyacı mutlaka karşılanmalıdır. Depresyonun önlenmesi ve tedavisinde çok önemli olan bir diğer besin maddesi ise omega-3’tür. Takviye olarak alınabileceği gibi aynı zamanda balık, fındık, ceviz, badem, keten tohumu gibi besinlerde de omega-3 bulunuyor. Bu besinler beslenme düzenine eklenip bir rutine oturtulabilir.

D Vitamini seviyesine dikkat

Bazı vitamin ve minerallerin eksikliğinin de depresyona zemin hazırlayabildiğini belirten Albayrak, “Kış aylarının yaklaşmasıyla birlikte güneşten de yeteri kadar yararlanamayacağımız için öncelikle D vitamini seviyelerimize çok dikkat etmemiz gerekiyor. Güneş ışığı, balık, yumurta ve süt gibi kaynaklardan D vitamini alabiliriz. Bunun dışında eczanelerden temin edebileceğimiz D vitamini takviyelerini kullanmadan önce mutlaka doktorunuza danışıp kan değerlerinizi kontrol ettirmelisiniz. Magnezyum da psikoterapi ve ilaçlara ek olarak uzman önerisiyle kullanıldığında depresyon tedavisine katkı sağlayabilecek minerallerden bir tanesidir. Mutluluk hormonu olarak adlandırılan serotonin bir aminoasit çeşidi olan triptofandan sentezlenir. Bu sentezin içerisinde ise magnezyum görev alır. Bu sebeple de depresyon sürecinde magnezyum takibinin yapılması önemlidir” diye konuştu.

Depresyon yapan gıdalar neler?

İnsanın yediği içtiği her şeyin depresyon üzerinde tedavi edici veya önleyici etki gösterebilirken aynı zamanda bazı tükettiğimiz besinler de stres düzeyimizi olumsuz etkileyebildiğinin de altını çizen, uzman diyetisyen Albayrak, son olarak şu tavsiyelerde bulundu:

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, rafine şekerli yiyecek ve içecekler, kızarmış yiyecekler, işlenmiş et gibi besin grupları artmış depresyon riskiyle ilişkilidir. Bu sebeple de olabildiğince beslenme rutinimizden çıkartmak veya tükettiğimiz miktarı azaltmak daha sağlıklı olacaktır. Beslenmemiz mental sağlığımızı olumlu veya olumsuz olarak etkileyebilir. Kan değerlerinizi düzenli olarak takip ederek ve bu noktada bir yardım almak isterseniz bir uzmanla çalışarak sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanabilirsiniz./The Independentturkish

 

 

Yayınlama: 07.11.2022
A+
A-
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.