“Kürt Kadın Hasta” Fıkrası ve Irkçılık
| Derleyen: Adem Hüyük
İzmir’in Balçova ilçesinde bulunan Amerikan Hastanesi’nin açılışında iş insanı Rahmi Koç tarafından anlatılan ve kamuoyunda “Kürt kadın hasta” fıkrası olarak anılan anlatı, başta Kürtler olmak üzere toplumun birçok kesiminden tepki gördü. Olay anına ait görüntülerde, 95 yaşındaki Koç’un yanı sıra eski Başbakan Binali Yıldırım ve çevresindekilerin de bu cinsiyetçi ve etnik stereotiplere dayanan fıkraya güldüğü görüldü.
Videonun sosyal medyada yayılmasının ardından “#RahmiKoçÖzürDile” etiketiyle çok sayıda paylaşım yapıldı. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki 16 baro ise Rahmi Koç ve Binali Yıldırım hakkında suç duyurusunda bulundu.
Egemen Gücün Elinde Fıkranın Irkçılaşması
Fıkra, yalnızca güldürmeyi amaçlayan kısa anlatılar olarak görülse de, toplumsal ilişkiler içinde her zaman masum bir işlev üstlenmez. Felsefi ve psikolojik boyutları da bulunan mizah, kimi zaman toplumsal önyargıların aktarılmasının ve yeniden üretilmesinin bir aracı hâline gelebilir.
Almanca’da “Witz” olarak adlandırılan fıkra, sözlüklerde “hazırcevaplık, zekâ ve eğlence içeren düşünce” olarak tanımlanırken; Türkçede ise “kısa, özlü ve güldürücü hikâyecik” olarak karşılık bulmaktadır. Ancak mizahın içeriği ve yöneldiği hedef, onun toplumsal etkisini belirleyen temel unsurdur.
Egemen uluslar veya çoğunluk toplumları tarafından azınlıklar ve farklı etnik gruplar hakkında üretilen mizahi anlatılar çoğu zaman kalıp yargılar üzerine kuruludur. Bu tür anlatılar yalnızca güldürmeyi değil, aynı zamanda mevcut toplumsal hiyerarşileri normalleştirmeyi de işlevsel hâle getirebilir.
Türkiye’de Kürtler, Lazlar, Çerkesler, Romanlar, Süryaniler ve Yahudiler gibi farklı topluluklar hakkında üretilen etnik fıkralar uzun yıllar boyunca yaygın biçimde dolaşımda olmuştur. Sosyoloji ve iletişim alanındaki çok sayıda araştırma, bu tür anlatıların yalnızca bir eğlence biçimi olmadığını; toplumsal önyargıların yeniden üretilmesine ve meşrulaştırılmasına katkı sunduğunu ortaya koymaktadır.
Almanya ve Avusturya Örneği
Benzer bir durum Almanya ve Avusturya’da yaşayan göçmen topluluklar açısından da gözlemlenmektedir. Özellikle yabancı düşmanı çevrelerin oluşturduğu bazı internet sitelerinde yıllardır yayımlanan “Türk fıkraları”, Türkleri aşağılayan ve insanlık dışı stereotiplere indirgeyen içerikler taşımaktadır.
Türk nüfusunun Almanya ve Avusturya’da görünür hâle gelmesi ve toplumsal yaşamın bir parçası olması, kimi çevrelerde yabancı düşmanlığı ve ırkçı söylemlerin yeniden üretilmesine zemin hazırlamıştır. Bu süreçte mizah, çoğu zaman ayrımcı ideolojilerin taşıyıcısı olarak kullanılmıştır.
Bu tür fıkralarda Türkler; değersiz, pis, kaba veya toplum için yük oluşturan kişiler olarak tasvir edilmekte, hatta kimi örneklerde şiddet ve ölüm ima edilerek aşağılanmaktadır. Soru-cevap biçimindeki bu anlatılar, görünürde bir mizah ürünü olsa da özünde insanları etnik kökenleri üzerinden değersizleştiren bir dil üretmektedir.
Bazı internet sitelerinde bu içeriklerin “kara mizah” olduğu ve bu nedenle ciddiye alınmaması gerektiği yönünde açıklamalar yer alsa da etnik kimlikleri aşağılayan ve insan onurunu hedef alan ifadelerin mizah kisvesi altında meşrulaştırılması mümkün değildir.
Aynı Ölçüt Herkes İçin Geçerli Olmalı
Almanya’da Türklere yönelik aşağılayıcı fıkralar nasıl kabul edilemez bulunuyorsa, Türkiye’de Kürtleri, Lazları, Romanları veya başka herhangi bir topluluğu hedef alan anlatılar da aynı ölçüde sorgulanmalıdır.
Bu nedenle Rahmi Koç tarafından anlatılan “Kürt kadın hasta” fıkrası yalnızca bir espri ya da gündelik bir şaka olarak değerlendirilemez. Toplumun önemli bir kesimini etnik kimliği ve cinsiyeti üzerinden stereotipleştiren bu tür anlatılar, geçmişten gelen önyargıları yeniden üretme potansiyeli taşımaktadır.
Mizahın amacı insanları aşağılamak değil, düşündürmek ve güldürmektir. Bir topluluğun insanlık onurunu hedef alan anlatılar ise mizah olmaktan çıkarak ayrımcılığın bir aracına dönüşür.| ©DerVirgül
Ek Kaynak: Türkler Hakkında Irkçı Alman Fıkraları / dergipark.org.tr