İnci Taneleri | “Bir sarılayım mı sana? Müsaitsen…”

Yorum | Ekranlarda yayınlanmadan her kesimden farklı tepkiler alan Yılmaz Erdoğan dizisi “İnci Taneleri” nihayet gösterime girdi. Yılmaz Erdoğan’ın canlandırdığı “şapkası” olmayan Azem karakteri neden eşini öldürmediği halde cinayeti üstlendi? Dizide yapılan göndermeler nelerdi?

İnci Taneleri | “Bir sarılayım mı sana? Müsaitsen…”

| Adem Hüyük

Haftalardır polemik konusu olan Yılmaz Erdoğan imzalı dizi inci tanelerinin ilk bölümü yayınlandı ve günün en çok izlenen programlarında ilk sıraya oturdu. Televizyonum olmadığından, diziyi bir gün sonra internetten izledim.

Yılmaz Erdoğan ismi, diziden beklentiyi artırmış ancak daha yayınlanmadan, pavyon sahnesiyle popülist kültürün kurbanı olmuştur.

Neyse ki dizinin ilk bölümünde Yılmaz Erdoğan kabiliyeti, bu popülizmi kısmen alt etti gibi. Ancak vermek istediği mesajlar yerine, pavyon sahnesi kadar ulaşır mı buna pek emin değilim.

Kadın cinayetlerine, hukukun ve erkek egemen toplumun biçtiği cezaya göndermek yapan dizi, bunu, bıçaklayarak eşini öldüren erkeğe 10 yıl hapis cezası veriyor, iyi hal indirimlerine eleştirel yaklaşarak, 10 yılın belirli bir bölümünü yarı acık cezaevinde tamamlatıyor.

Her ne kadar başrol karakteri, eşini öldürmemiş cinayeti üstlenmiş olsa da bunu sadece kendisi ve iki arkadaşı biliyor. Yılmaz Erdoğan benim gibi düşündü mü bilemiyorum. Ancak kadın cinayetlerinde, iyi hal, mahkemede kravat taktı gibi ortaçağ düşüncesiyle ceza indirimine gidilmesini, alt metinde eleştirmiş oluyor.

Askılı beyaz atlet

Dizide ilk gözüme çarpan hata ise, Yılmaz Erdoğan’ın bronzlaşmış vücudu oldu. Erkeklerin neredeyse milli içliği olan beyaz askılı atlet giyen başrol karakterinin omuzları düzenli bir şekilde bronzlaşmış. Amele yanığı diye tabir edilen bir güneş altında çalışma sonucu kararma değil bu… Zaten öyle de olamaz. Atlet sahnesinin dizideki zamansal yeri, hayal edilen geçmiş olmadığında ve dizide kış sahnelerini olması, Yılmaz Erdoğan’ın solaryumda bronzlaşmış olduğunu güçlendiriyor.

Cep telefonu bağımlılığı

Öte yandan, dizi cep telefonu alışkanlığına her fırsatta eleştirel bir göndermede bulunuyor. Cezaevinde yaşadığı yılların verdiği teknolojik eksikliği, felsefik anlamda teknolojik bağımlılığa dikkat çekilmeye çalışılıyor. Oysa cezaevinde olmasaydı, “sistemin en küçük zerresisin” sahnesinde denildiği gibi, teknolojik eleştirilerin bir parçası, yani kendisi de sistemin bir parçası olacaktı.

Doğal ve insani diyalogların sıkça görüldüğü dizide, belki de en beğendiğim sahnelerden birisi;

-Bir sarılayım mı sana? Müsaitsen…

-Müsaittim…

Kısa ama çok etkileyici olan bu konuşmada geçen sözler, insanın önce güvendiğini daha sonra âşık olduğuna vurgu yapıyor.

Yılmaz Güney göndermesi…

Dizide Yılmaz Erdoğan’ın can verdiği “Azem” karakteri, aslında Âzem olarak yazılır.

Yılmaz Erdoğan sahnede kendini tanıtırken, isminin Azem olduğunu söylüyor, “eskiden şapkası vardı ama onu attılar” diye vurgu yapıyor.

1978’lerde çekilen, Yılmaz Güney’in “Arkadaş” filminde Yılmaz Güney’in can verdiği Azem karakterinde Âzem’in şapkasından bahsediliyor. Melike Demirağ, Yılmaz Güney’e yani Âzem’e soruyor; “peki ama şapkanız nerede? – A’nın başında yani Âzem’in A’sının başında” diye yanıt veriyor.

21. Yüzyılın sofisti

Azem karakteri, dizi boyunca tanıştığı alt ve üst sınıftan herkesi davranış ve konuşmalarıyla etkiliyor ve kendisine bağlıyor.

Eşini öldürüp ve yıllarca hapis yattığını öğrenseler bile, ona olan saygıları kaybolmuyor. Azem’in ben öldürmedim, sadece suçu üstlendim demesine hemen inanıyor ve ona olan bağlılıkları artmaya devam ediyor. Bu da yetmiyor, kadın cinayetinden hüküm almış ve ceza çekmiş birisine kadın baş karakter ilk bölümde âşık oluyor.

Bu durum bana, geçmiş Yunan tarihindeki sofistleri anımsattı. Sofistler, para karşılığı felsefe öğreten ve bilgeleri dahi eleştiren ve yine döneme ilericilik anlamda damga vuran, kimilerine göre erdemli, kimilerine göre bilgiyi satan kişilerdir.

Azem, ders vermeye başladığı zengin aile çocuğuna ters psikolojik bir yaklaşım ile diyalog kurmayı başarırken, işkolik zengin annesini de etkilemeyi bir sofist bilgeliğiyle başarıyor. Bana kalırsa düğme üreten şirketin sahibi kadın da Azem’e âşık olacak gibi.

Azem eşini öldürmediyse neden cinayeti üstlendi?

Bir insan âşık olduğu kadını öldürmediği halde neden öldürdüm diyerek, yıllarca hapis yatmanın yanında toplumdan dışlanmayı kabul eder?

Dizinin birinci bölümünde yaratılmak istenen gizem, aslında mantık yürütüldüğünde bariz bir şekilde görülmektedir.

Bana göre, eşini çocuklarından biri öldürdü. Azem bu nedenle cinayeti üstlendi…

Bakalım ileride neler yaşanacak… | ©DerVirgül

Yayınlama: 28.01.2024
Düzenleme: 28.01.2024
A+
A-
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.