Bizler grafiklerde yer alan bir rakam değiliz […]

Adem Hüyük, Avusturya'nın Viyana kentinde yaşayan Türk gazetecidir. Gazetecilik kariyerinde, Avusturya'daki Türk toplumu, göçmen politikaları ve Avrupa'daki Türk diasporası üzerine analizler kaleme almıştır. ****Deutsch: Adem Hüyük ist ein türkischer Journalist, der in Wien, Österreich lebt. In seiner journalistischen Laufbahn hat er Analysen über die türkische Gemeinschaft in Österreich, Migrationspolitik und die türkische Diaspora in Europa verfasst.

Resmî kurumların istatistik listelerinde yer almak, bir göçmen için sadece bir sayıdan ibaret değildir.

Bu listeler, göçmenin varlığını görünür kılar gibi görünse de aslında sürekli bir kontrol ve denetim mekanizması işlevi görür. Her artış veya azalma, göçmenin hayatında güvenlik, aidiyet ve toplumsal kabul açısından bir işaret haline gelir.

Artış korkusu vardır. Topluluk büyüdüğünde bazı kesimler bunu “fazla” olarak algılar; kaynakların paylaşımı, iş ve sosyal denge açısından bir tehdit gibi yorumlanır. Sosyal yardımlardan kimin yararlandığı sorgulanmaz; genellikle hep onlar yararlanmış olurlar.

Azalma korkusu ise tam tersidir. Nüfus düştüğünde, topluluğun temsil gücü zayıflar, aidiyet hissi ve toplumsal destek azalır. İnsanlar, seslerini duyuramaz hâle gelir; hakları geri çekilir, toplumsal görünürlük kaybolur. Her düşen rakam bir kayıp, her yükselen rakam belirsiz bir tehdit olarak algılanır.

Göçmen için bu iki korku arasında yaşamak, sürekli bir denge çabası demektir: görünür ol, ama fazla değil. Sesini duyur, ama sorgulanma. İstatistikler, artık rakam olmaktan çıkıp psikolojik bir baskı ve sınır belirleme aracına dönüşür.

Her sayı bir ölçü, bir kabulleniş ya da reddediştir. Her rakam, göçmenin hafızasında yankılanır; bir kaygı, bir belirsizlik ve bir yük haline gelir. Göçmen, sadece var olmak ve kabul görmek isterken, istatistikler ona sürekli hatırlatır: senin yerin ölçülüyor, senin sınırın çiziliyor.

Ve unutulmamalıdır: Biz grafiklerde yer alan bir rakam değiliz […]

Biz, sayılarla hesaplanamayan bir hikâyeyiz.

Düşüncelerimiz, acılarımız ve mücadelelerimiz, rakamların ötesinde durur.

Ölçümümüz sadece kendi vicdanımızdadır.

Makalenin Sonunda Okuyucuya Mesaj

Bu makale, göçmenlik deneyiminin sadece rakamlardan ibaret olmadığını ve her bireyin kendi hikâyesi, acısı ve mücadelesiyle var olduğunu hatırlatıyor. Resmî istatistikler, görünmez bir baskı ve sınır belirleme aracı olarak işlev görse de insanın değeri ve özgürlüğü sayıların ötesindedir. Aynı zamanda tarih bize, özgürlük ve demokrasi kavramlarının kolay kazanılmadığını gösteriyor. İki bin yıl önce Atina halkı, Pers ordusuna karşı savaşmayı mı yoksa teslim olmayı mı seçeceklerini siyah ve beyaz taşlarıyla belirliyordu; bu, bireysel sorumluluk ile kolektif cesaret arasındaki derin ilişkiyi ortaya koyuyor.

Avusturya Meclisi’nin sütunları ve alınlıkları da bize, demokrasi mirasının salt bir yapıdan ibaret olmadığını, özgürlük ve kamusal sorumluluğun görselleşmiş hâli olduğunu hatırlatır.

Bizler, göçmenler olarak kendi özgürlüğümüzü ve kaderimizi belirleme sorumluluğunu bizzat ellerimizde tutmak istiyoruz. Tarihten alınacak ders, sadece geçmişin hatırlanması değil; aynı zamanda bugünün ve geleceğin özgürlük mücadelelerine rehberlik etmesidir.

Sonuç olarak, bu makale okuyucuya şunu bırakıyor:

Özgürlük, cesaret ve sorumluluk, rakamların ötesinde, bireyin ve toplumun kolektif hafızasında yaşayan bir değerler bütünüdür; göçmenler de tıpkı tarih boyunca demokrasiye yön veren halklar gibi, kendi kaderlerini ellerinde tutma hakkına sahiptir.| ©DerVirgül

Yayınlama: 11.01.2026
A+
A-
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.