Siz isterseniz ben Alevi olurum… Tabii Aleviler de kabul ederse! Ama Der Virgül değil

Yayınlama: 16.10.2026
A+
A-
Adem Hüyük, Avusturya'nın Viyana kentinde yaşayan Türk gazetecidir. Gazetecilik kariyerinde, Avusturya'daki Türk toplumu, göçmen politikaları ve Avrupa'daki Türk diasporası üzerine analizler kaleme almıştır. ****Deutsch: Adem Hüyük ist ein türkischer Journalist, der in Wien, Österreich lebt. In seiner journalistischen Laufbahn hat er Analysen über die türkische Gemeinschaft in Österreich, Migrationspolitik und die türkische Diaspora in Europa verfasst.

Der Virgül’ün kimin adına konuşacağına siz karar veremezsiniz. 

Der Virgül’ün yayımladığı bazı haberler, Avusturya’da yaşayan Türkiye kökenli insanların bir bölümünü rahatsız ediyor. Özellikle Avusturya medyasında yayımlanan ve Türkiye kökenli toplumu, siyasi yapıları, dernekleri veya dini kurumları ilgilendiren haberlerin Türkçeye aktarılması, zaman zaman haberin kendisinden çok, haberi yayımlayan yayın organının kimliği üzerinden tartışılıyor. 

Bir iddia doğru mu? Haber hangi kaynaklara dayanıyor? İlgili kurumun yanıtı alınmış mı? Haber yanlışsa bunun somut kanıtı ne? 

Bunları konuşmak yerine, kimi zaman başka bir soru öne çıkarılıyor: Der Virgül kimin adına konuşuyor? 

Bu sorunun kendisi yanlış değil. Her yayın organının kimler tarafından kurulduğu, nasıl finanse edildiği, hangi ilişkiler içinde bulunduğu ve gazeteciliğini hangi ilkelerle yaptığı sorgulanabilir. Ancak bu sorgulama, haberin içeriğini tartışmanın yerine geçiyorsa gazeteciliği değerlendirmekten çıkar, gazeteciyi bir kimliğe hapsetme girişimine dönüşür. 

Der Virgül’ün yıllardır karşılaştığı tartışmalardan biri de tam olarak budur. 

Der Virgül yalnızca haber çeviren bir yayın değildir 

Der Virgül, Avusturya medyasında yayımlanan haberleri Türkçeye aktaran bir internet sitesi olmanın ötesinde, binlerce haber, analiz, yorum ve köşe yazısıyla Avusturya’da yaşayan Türkiye kökenli insanların bu ülkenin siyasi, toplumsal ve ekonomik gündemini takip edebilmesi için yayın yapıyor. 

Çünkü Avusturya’da yaşayan herkes Almancayı aynı düzeyde bilmiyor. Almanca bilenler de her gün Avusturya medyasını takip etmiyor. Bir haberin Almanca yayımlanmış olması, o haberin Türkçe konuşan toplumun tamamına ulaştığı anlamına gelmiyor. 

Dolayısıyla Avusturya medyasında çıkan bir haberi Türkçeye aktarmak, yalnızca dil değiştirmek değildir. Haberin bağlamını açıklamak, Avusturya siyasetinin nasıl işlediğini anlatmak ve okurun bilgiye ulaşmasını sağlamak da bu gazeteciliğin bir parçasıdır. 

Elbette çeviri sırasında kaynakta yer alan iddiaların doğru aktarılması, haberin bağlamından koparılmaması ve ilgili tarafların görüşlerinin mümkün olduğunca yansıtılması gerekir. Bir haberin Türkçeye aktarılması, o haberdeki bütün iddiaların sorgulanmadan kabul edildiği anlamına gelmez. 

Ancak bir haberin Türkçeye çevrilmesine duyulan tepki, haberin neden yayımlandığına ilişkin soruların önüne geçmemelidir. 

Bir yayın organını kimliğiyle değil, gazeteciliğiyle değerlendirmek 

Bir yayın organının nesnelliği, onu kuran veya yazılarını kaleme alan insanların kişisel özellikleri üzerinden ölçülemez. Önemli olan, haberin nasıl hazırlandığı, kaynakların nasıl kullanıldığı, karşıt görüşlere yer verilip verilmediği, iddiaların nasıl doğrulandığı ve yanlış yapıldığında bunun düzeltilip düzeltilmediğidir. 

Bir gazetecinin dünya görüşü, onun nereden baktığını anlamamıza yardımcı olabilir. Ancak tek başına, yayımladığı bir haberin yanlış olduğunu kanıtlamaz. 

Aynı şekilde, bir gazetecinin kimliği üzerinden yürütülen tartışma da haberin doğruluğu hakkında kendiliğinden bir sonuç ortaya koymaz. 

Der Virgül de yayımladığı her haberin, her yorumun ve her başlığın eleştirilebileceğini kabul etmek zorundadır. Fakat eleştiri, somut bilgi ve kanıtlar üzerinden yapılmalıdır. Bir yayın organına kimlik biçmek, onun haberlerini değerlendirmekle aynı şey değildir. 

Bağımsızlık, herkesi memnun etmek değildir 

Bağımsız gazetecilik, herkesi memnun eden gazetecilik değildir. Böyle bir beklenti, gazeteciliğin doğasıyla çelişir. 

Bir yayın organı yalnızca kendisine yakın insanların hoşuna giden haberleri yayımlıyorsa, kendi çevresinin hatalarını görmezden geliyorsa veya ekonomik ilişkilerini korumak için bazı konuları haberleştirmekten kaçınıyorsa bağımsızlığını sorgulamak gerekir. 

Der Virgül’ün herhangi bir siyasi partinin, devlet kurumunun, derneğin, cemaatin veya çıkar grubunun yayın organı olmaması gerektiğini savunuyorum. Bu, Der Virgül’ün hiçbir kurumla temas kuramayacağı veya hiçbir siyasi ve toplumsal ortamda bulunamayacağı anlamına gelmez. Bağımsızlık, insanlarla ve kurumlarla her türlü teması kesmek değil, o temasların haberin içeriğini belirlemesine izin vermemektir. 

Bir gazeteci bir davete katılabilir, bir kurumun temsilcisiyle görüşebilir veya farklı siyasi çevrelerle aynı ortamda bulunabilir. Bunların hiçbiri tek başına bağımlılık kanıtı değildir. Asıl soru, gazetecinin gerektiğinde o kurumları da eleştirebilip eleştiremediğidir. 

Bağımsızlığın gerçek sınavı, gazetecinin yalnızca karşıtlarını değil, kendisine yakın olanları da sorgulayabildiği noktada başlar. 

Bağımsızlığın bedeli: Reklamlar, etiketlemeler ve tehditler 

Der Virgül’ün bağımsızlığını yalnızca yayımladığı haberler üzerinden değil, karşılaştığı baskılar üzerinden de değerlendirmek gerekiyor. 

Yayın hayatı boyunca reklam gelirleri konusunda engellerle karşılaştığını, bazı çevrelerin Der Virgül’ü belirli yapılarla ilişkilendirerek itibarsızlaştırmaya çalıştığını ve kimi haberlerin kaldırılması için baskı ve tehditlerle karşı karşıya kaldığını söylüyorum. Bunlar, bağımsız bir yayın organının yalnızca siyasi değil, ekonomik baskılarla da mücadele etmek zorunda kalabildiğini gösteren deneyimlerdir. 

Bir internet sitesinin reklam gelirleri, yayınını sürdürebilmesi açısından önemlidir. Ancak reklam verenin bir kuruma reklam vermesi, o kurum hakkında olumsuz haber yapılmayacağı anlamına gelmemelidir. Reklam ilişkisi, haberin içeriğini belirleyen bir anlaşmaya dönüşüyorsa ortada gazetecilik açısından ciddi bir sorun vardır. 

Der Virgül’ün reklamını yayımladığı kurumlar hakkında ciddi iddiaları haberleştirmesi de bu açıdan önemlidir. Bir kurumun reklam vermiş olması, o kurumu eleştiri dışına çıkarmaz. Aynı şekilde, bir kurum hakkında haber yayımlanması da o kurumun suçlu olduğu anlamına gelmez. İddialar belgelerle incelenmeli, ilgili tarafların yanıtları alınmalı ve kamuoyu bilgilendirilmelidir. 

Ancak haberin kaldırılması için tehditte bulunmak veya ekonomik ilişkileri bir baskı aracına dönüştürmek, iddialara yanıt vermenin yerini tutamaz. 

Der Virgül’ün zaman zaman birbirine zıt görünen çevrelerle ilişkilendirilmesi de bu tablonun bir parçasıdır. Bir yandan bazı çevreler tarafından terör örgütü olarak nitelendirilen yapılarla aynı çizgide gösterilmeye çalışılması, diğer yandan Türkiye’nin Viyana Büyükelçiliği’ndeki resepsiyonlarda görülmesi, farklı çevrelerin yayın organını kendi bakış açılarına göre konumlandırmaya çalıştığını düşündürüyor. 

Oysa bir gazetecinin bir resepsiyona katılması, onun o kurumun çizgisini benimsediğini göstermez. Aynı şekilde, bir yayın organını belirli bir yapıyla ilişkilendirmek de somut kanıtlar olmadan gazeteciliğini açıklamaya yetmez. 

Burada asıl mesele, Der Virgül’ün kimlerle aynı ortamda bulunduğundan çok, kimin hakkında haber yapabildiği ve gerektiğinde kimin karşısında durabildiğidir. 

Türkçe gazeteciliğin Avusturya’daki etkisi 

Der Virgül’ün Türkçe yayımladığı bazı haber ve analizler, Avusturya’daki siyasi tartışmalara da yansıdı. Bu yayınların etkisi, bir siyasetçinin aldığı tercihli oylar üzerinde etkili olabilmesiyle sınırlı değildi. Avusturya İçişleri Bakanlığının, Türkiye kökenli göçmenler üzerine Der Virgül tarafından hazırlanan analizleri talep etmesi de bu yayınların ulaştığı noktayı gösteren örneklerden biriydi. 

Bu örnekler, Türkçe gazeteciliğin Avusturya’da yalnızca Türkçe konuşan okurlara ulaşan bir yayın faaliyeti olmadığını gösteriyor. Türkçe hazırlanan haber ve analizler, ülkenin siyasi ve toplumsal gündemini anlamaya çalışan kurumların da ilgisini çekebiliyor. 

Almanca yayımlanan bir haberin Türkçeye aktarılması, daha önce o bilgiye ulaşmamış bir kesimin haberdar olmasını sağlayabilir. Böylece haber yalnızca okunmakla kalmaz; tartışılır, siyasi sonuçları olabilecek bir gündemin parçası hâline gelir. 

Türkçe gazetecilik, Avusturya’daki gelişmeleri Türkçe konuşan insanlara anlatmakla kalmaz; bu insanların yaşadıkları ülkenin gündemini anlamasına ve o gündeme katılmasına da katkıda bulunur. 

Der Virgül’ü bir kimliğe hapsetmek 

Der Virgül hakkında zaman zaman Alevi yayın organı olduğu yönünde değerlendirmeler yapılıyor. Burada mesele, belirli bir inanç topluluğunun varlığı veya o topluluğun temsilcilerinin görüşleri değil. Mesele, bir yayın organının haberlerinin, kendisine yakıştırılan mezhepsel kimlik üzerinden değerlendirilmesi. 

Bir yayın organının kurucusunun, yazarlarının veya çalışanlarının kişisel inançları olabilir. Fakat bunlardan hareketle bütün yayın organını bir inanç topluluğunun temsilcisi ilan etmek, gazeteciliğin kapsamını daraltır. 

Der Virgül’ün Alevi toplumunu ilgilendiren konuları haberleştirmesi, onu Alevi toplumunun sözcüsü yapmadığı gibi, Alevi dernekleri hakkında olumsuz haberler yayımlamaması gerektiği anlamına da gelmez. Aynı ilke Sünni kurumlar, siyasi dernekler, cami birlikleri ve diğer toplumsal yapılar için de geçerlidir. 

Gazeteciliğin görevi bir topluluğun itibarını korumak değil, o topluluğu da ilgilendiren gelişmeleri kamuoyuna aktarmaktır. 

Bir kurum hakkında olumlu haber yayımlamak o kurumun temsilcisi olmayı gerektirmediği gibi, olumsuz bir haber yayımlamak da o topluluğa düşmanlık anlamına gelmez. 

Bir yayın organını belirli bir kimlikle tanımlamak kolaydır. Onun haberlerini tek tek incelemek, kaynaklarını değerlendirmek ve varsa yanlışlarını göstermek ise daha fazla emek ister. 

ATİB haberleri ve mezhepsel etiketleme 

Avusturya Türk-İslam Birliği (ATİB) hakkında Avusturya medyasında yayımlanan olumsuz iddialar içeren haberlerin Der Virgül tarafından Türkçeye aktarılmasının ardından, sosyal medyada Der Virgül’ün başka bir mezhebin temsilcisi olduğu yönündeki söylemlerin dolaşıma sokulduğu görüldü. 

Avusturya medyasında yayımlanan ve belirli kurumlara yöneltilen iddialar, bu iddiaların kaynağı ve haberin içeriği tartışılmak yerine, sanki suçlamaları Der Virgül ortaya atmış gibi sunuldu. Ardından yayın organı, mezhepsel bir kimlik üzerinden hedef alınırken Alevi dernekleri hakkında da olumsuz haberler yapması yönünde çağrılarla karşı karşıya kaldı. 

Burada dikkat çekici olan, gazetecilik tartışmasının bir tür mezhepsel karşılık verme çağrısına dönüştürülmesidir. ATİB hakkındaki iddiaların Türkçeye aktarılmasına tepki gösteren bazı kişilerin, Der Virgül’ü Alevi dernekleri hakkında da olumsuz haberler yapmaya davet etmesi, gazeteciliği farklı inanç toplulukları arasında bir karşılık verme mekanizması gibi görme riskini taşıyor. 

Bir kurum hakkındaki iddiaya verilecek yanıt, başka bir mezhebin dernekleri hakkında olumsuz haber yapılmasını istemek olamaz. 

Bir kurum hakkındaki iddialar yanlışsa bunun yolu belgelerle yanıt vermek, yanlış bilgileri göstermek ve gerekiyorsa hukuki yollara başvurmaktır. Haberi yayımlayan gazeteciyi başka bir inancın veya topluluğun temsilcisi ilan etmek, iddianın doğruluğu hakkında tek başına hiçbir şey söylemez. 

Der Virgül’ü bir mezhebin temsilcisi gibi göstermeye çalışmak ve ardından başka bir mezhebin derneklerini hedef alan haberler yapmaya çağırmak, haberin içeriğine yanıt vermek değildir. Bu, gazeteciyi başkalarının belirlediği kimlikler ve karşıtlıklar içinde hareket etmeye zorlama girişimidir. 

Gazeteciyi başka bir mezhebin temsilcisi ilan etmek, haberin içeriğini çürütmez; kurumu da iddialardan kendiliğinden arındırmaz. 

Bir haberi yayımlamak, o haberin bütün iddialarını benimsemek değildir 

Gazetecilikte temel ilkelerden biri, haberin kaynağını ve iddiaların kime ait olduğunu açıkça belirtmektir. 

Avusturya’da yayımlanan bir haberi Türkçeye aktaran bir yayın organı, kaynağını göstermeli; iddiaları kendi doğruladığı bilgilerden ayırmalı; mümkün olduğunda ilgili kurumun görüşüne yer vermeli ve hata yapıldığında düzeltme yayımlamalıdır. 

Bunlar Der Virgül için de geçerlidir. 

Bir haberin başka bir gazetede yayımlanmış olması, o haberdeki her bilginin otomatik olarak doğru kabul edilebileceği anlamına gelmez. Kaynak gösterilmesi önemlidir ama tek başına yeterli değildir. Özellikle siyasi, dini veya toplumsal sonuçlar doğurabilecek iddialar dikkatle ele alınmalıdır. 

Ancak burada karşılıklı bir sorumluluk bulunuyor. Bir yayın organı haberini doğrulamakla yükümlüyse, haberi eleştiren kişi veya kurum da eleştirisini somut bilgilerle ortaya koymalıdır. 

“Bu haberi neden yayımladınız?” sorusu meşrudur. “Bu haberi yayımladınız, demek ki şu mezhebin veya siyasi yapının temsilcisisiniz” yargısı ise tek başına bir eleştiri değildir. 

Bir habere itiraz etmekle, haberin yayımlanmasını engellemeye çalışmak aynı şey değildir. Bir kurumun cevap hakkını kullanmasıyla bir haberin kaldırılması için tehditte bulunması da birbirinden farklıdır. 

Der Virgül’ün de eleştirilere açık olması gerekir. Yanlış bilgi yayımladıysa bunu düzeltmeli, eksik bıraktığı bir görüş varsa bunu tamamlamalı ve okurlarına karşı şeffaf davranmalıdır. Bağımsızlık, hata yapmamak değil; hata karşısında nasıl davranıldığıyla da ölçülür. 

Kimin rahatsız olduğu değil, gazeteciliğin nasıl yapıldığı önemlidir 

Der Virgül’ün bütün haberlerinin doğru, bütün başlıklarının kusursuz veya bütün yorumlarının tartışılmaz olduğunu savunmuyorum. Böyle bir iddia, gazeteciliğin doğasına da aykırıdır. 

Her yayın organı eleştirilebilir. Her gazeteci hata yapabilir. Her haberin kaynakları ve dayanakları sorgulanabilir. 

Ancak bir yayın organını değerlendirmenin yolu, onu sevip sevmemekten veya hangi siyasi, dini ya da toplumsal çevreye ait gördüğümüzden geçmez. Asıl mesele, ne yayımladığı, nasıl yayımladığı, kaynaklarını nasıl kullandığı, eleştirilere nasıl yanıt verdiği ve kamuoyuna karşı sorumluluğunu yerine getirip getirmediğidir. 

Der Virgül’ün bağımsızlığı da bu ölçütlerle tartışılmalıdır. 

Reklam gelirlerinin kesilmesi veya engellenmesi, haberlerin kaldırılması için baskı yapılması, yayın organının farklı yapılarla ilişkilendirilerek itibarsızlaştırılması gibi iddialar somut örnekler ve belgeler üzerinden tartışılabilir. Aynı şekilde Der Virgül’ün yayımladığı haberler de somut kanıtlarla eleştirilebilir. 

Fakat gazeteciliği kimlik etiketleri üzerinden tartışmak, ne okurun bilgiye ulaşmasını sağlar ne de kurumlar hakkındaki iddiaları açıklığa kavuşturur. 

Der Virgül bir kurumu eleştirdiğinde o kurumun düşmanı olmak zorunda değildir. Bir siyasi partinin haberini yayımladığında o partinin destekçisi olmaz. Bir dini topluluğu ilgilendiren haberi yayımladığında o topluluğun sözcülüğünü üstlenmez. 

Gazetecilik, herkesle aynı fikirde olmak değil; herkesin eylemlerini, iddialarını ve açıklamalarını kamu yararı açısından değerlendirebilmektir. 

Siz isterseniz Alevi olurum! 

Bana istediğiniz etiketi yapıştırabilirsiniz. Beni bir mezhebin temsilcisi olarak görebilir, bir siyasi çizgiyle ilişkilendirebilir veya yayımladığım haberlerden hareketle hakkımda çeşitli hükümler verebilirsiniz. 

Ama bu etiketler, Der Virgül’ün hangi haberi yayımlayacağına, kimi sorgulayacağına ve hangi kurum hakkında yazacağına karar veremez. 

Der Virgül’ün arkasında bir siyasi parti, bir cemaat, bir dernek veya bir çıkar grubunun bulunmadığını savunuyorum. Der Virgül’ün arkasında, onu yapan insanlar ve onların gazetecilik emeği var. 

Bu insanlar eleştirilebilir, sorgulanabilir ve gerektiğinde hataları gösterilebilir. Ancak eleştiri, yayımlanan haberlerin içeriği ve gazetecilik ilkeleri üzerinden yapılmalıdır. 

Bağımsız gazetecilik, yalnızca güçlü kurumları rahatsız ettiğinde değil, kendi okurunun, kendi çevresinin veya kendisine yakın insanların hoşuna gitmeyen bir gerçeği de yayımlayabildiğinde anlam kazanır. 

Bu nedenle asıl soru, Der Virgül’ün kimin hoşuna gittiği veya kimi rahatsız ettiği değildir. 

Asıl soru şudur: Der Virgül, haberlerini doğruluyor mu, iddiaları doğru aktarıyor mu, farklı taraflara söz hakkı veriyor mu ve baskı altında kaldığında gazetecilik ilkelerinden vazgeçiyor mu? 

Der Virgül de bu sorulara verdiği yanıtlarla değerlendirilmeyi kabul etmelidir. 

Siz isterseniz Alevi olurum! Ama Der Virgül’ün kimin adına konuşacağına, kime karşı bağımsız kalacağına ve hangi haberleri yayımlayacağına siz karar veremezsiniz.| ©DerVirgül  

 

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.