Büyük İddia | 2027’de Sandık Yok, ÖVP-FPÖ Var; Bauer Başbakan!

Adem Hüyük, Avusturya'nın Viyana kentinde yaşayan Türk gazetecidir. Gazetecilik kariyerinde, Avusturya'daki Türk toplumu, göçmen politikaları ve Avrupa'daki Türk diasporası üzerine analizler kaleme almıştır. ****Deutsch: Adem Hüyük ist ein türkischer Journalist, der in Wien, Österreich lebt. In seiner journalistischen Laufbahn hat er Analysen über die türkische Gemeinschaft in Österreich, Migrationspolitik und die türkische Diaspora in Europa verfasst.

Avusturya siyasetinde bazen bugünü anlamak için geçmişe bakmak gerekir. Bazen de geleceği okuyabilmek için siyasetin hangi yönde ilerlediğine dikkat etmek gerekir. 

2017 yılı bunun önemli örneklerinden biridir. 

O dönemde SPÖ-ÖVP koalisyon hükümetinde Dışişleri ve Entegrasyon Bakanı olarak görev yapan Sebastian Kurz, bir pazar günü ÖVP’nin federal başkanlığına seçildi. Ardından hükümetten çekilerek ülkeyi erken genel seçime götüren sürecin önünü açtı. 

Kurz’un yükselişinde göç, göçmenlik ve entegrasyon politikalarının önemli bir yeri vardı. Özellikle Müslüman azınlık ve İslam tartışmaları, onun siyasi söyleminde giderek daha görünür hale geldi. Entegrasyon politikalarında FPÖ seçmeninin hassasiyetlerine yaklaşan, göç konusunda daha sert ve popülist bir dil kullanan Kurz, ÖVP’nin geleneksel seçmen tabanının dışına çıkarak FPÖ tabanından da oy alabilecek bir siyasi çizgi oluşturdu. 

2017 erken genel seçimlerinde ÖVP birinci parti oldu. Kurz liderliğindeki ÖVP, FPÖ ile koalisyon kurdu ve Kurz başbakanlık koltuğuna oturdu. 

Bu hükümet 2019’daki Ibiza skandalına kadar devam etti. Skandalın ardından ÖVP-FPÖ koalisyonu dağıldı. Kurz parlamentoda güvenoyu alamayarak başbakanlıktan ayrıldı. Ancak siyasi kariyeri burada bitmedi. 2019 erken genel seçimlerinde ÖVP yeniden birinci parti çıktı ve Kurz bir kez daha başbakan oldu. 

Kurz dönemine bugün geriye dönüp baktığımızda önemli bir siyasi strateji görüyoruz: 

Göç, göçmenlik, entegrasyon ve İslam tartışmalarını merkeze alarak FPÖ’nün seçmen tabanına yaklaşmak ve ÖVP’yi bu alanda FPÖ’ye rakip haline getirmek. 

Bugün Avusturya’da yeniden benzer bir siyasi hattın güç kazandığını düşünüyorum. 

Başörtüsü yasağı bunun en güncel örneklerinden biri. 

14 yaş altındaki kız çocuklarına yönelik başörtüsü yasağı yalnızca bir eğitim politikası olarak ele alınmıyor. Tartışmanın içine çocukların özgürlüğü, aile baskısı, entegrasyon, kadınların özgürlüğü, İslam ve “siyasal İslam” gibi başlıklar da giriyor. 

Tam da burada önemli bir soru ortaya çıkıyor: 

Bu tartışmalar gerçekten yalnızca çocukların korunmasıyla mı ilgili, yoksa Avusturya siyasetinde daha geniş bir siyasi hattın parçası mı? 

 

Çünkü başörtüsü üzerinden yürütülen tartışma, giderek “siyasal İslam” tartışmasıyla birleşiyor. “Siyasal İslam” başlığı ise göç, entegrasyon ve toplumsal düzen tartışmalarıyla yan yana geliyor. 

Ve bu siyasi dilin ÖVP ile FPÖ arasındaki mesafeyi yeniden azaltabilecek bir zemin oluşturduğunu düşünüyorum. 

Üstelik son dönemde Sebastian Kurz’un ÖVP-FPÖ koalisyon dönemine yönelik olumlu değerlendirmeleri de bu açıdan dikkat çekici. 

Ben burada bir siyasi kehanette bulunmuyor ve ÖVP kulislerinden bizzat edindiğim bilgiler ve son dönemde izlenen siyasi hat üzerinden bir senaryo ortaya koyuyorum. 

Benim öngörüm şu: 

2027 yılında mevcut ÖVP-SPÖ-NEOS koalisyonu dağılabilir. 

Ve daha da önemlisi: 

Avusturya sandığa gitmeden ÖVP-FPÖ hükümetine geçebilir. 

Yani yeni bir erken genel seçim yapılmadan, mevcut parlamento aritmetiği üzerinden yeni bir hükümet kurulması ihtimalinden söz ediyorum. 

Peki neden 2027? 

Çünkü siyaset yalnızca bugünkü koalisyon ortaklarının birbirleriyle olan ilişkilerinden ibaret değil. Siyasi partilerin hangi seçmene seslendiği, hangi konuları öne çıkardığı ve hangi söylemlerde birbirlerine yaklaştığı da geleceğin koalisyonlarını şekillendirir. 

ÖVP’nin göç, entegrasyon, İslam ve “siyasal İslam” başlıklarında attığı adımlara baktığımda, FPÖ ile arasında yeniden ortak bir siyasi zemin oluştuğunu görüyorum. 

Ve şimdi yazının en iddialı kısmına geliyorum. 

Ben Entegrasyon Bakanı Bauer’in başbakan olacağını düşünüyorum. 

Bugün bu iddia birçok kişiye şaşırtıcı gelebilir. 

Ama siyaset, yalnızca bugün kimin başbakan olduğuna bakılarak okunmaz. Bazen birkaç yıl sonrasının siyasi dengeleri, bugünden atılan küçük adımlarda görünür. 

2017’de Sebastian Kurz’un yükselişini hatırlayalım. 

O da önce Entegrasyon Bakanıydı. 

Göç ve entegrasyon tartışmalarını siyasetin merkezine taşıdı. 

FPÖ seçmeninin hassasiyetlerini dikkate alan bir siyasi çizgi oluşturdu. 

Sonra ÖVP’nin başına geçti. 

Ardından hükümet değişti. 

Ve Kurz başbakan oldu. 

Bugün ise başörtüsü, entegrasyon, İslam ve “siyasal İslam” üzerinden yürüyen tartışmaların yeni bir siyasi zeminin oluşmasına katkı sağlayıp sağlamadığını tartışıyoruz. 

Benim gördüğüm tablo şu: 

ÖVP-FPÖ seçeneği yeniden masaya hazırlanıyor olabilir. 

Eğer mevcut koalisyon 2027’de dağılırsa, Avusturya’nın önünde iki seçenek bulunabilir: erken seçim ya da mevcut parlamento aritmetiği üzerinden yeni bir hükümet. 

Ben ikinci ihtimali daha fazla ciddiye alıyorum. 

Ve büyük iddiamı bir kez daha açıkça ortaya koyuyorum: 

2027’de Avusturya’da sandık kurulmadan ÖVP-FPÖ hükümeti kurulabilir. 

Ve o hükümetin başında Bauer olabilir. 

Zaman gösterecek. 

Fakat eğer bu senaryo gerçekleşirse, bugün başörtüsü ve “siyasal İslam” üzerinden yürütülen tartışmalara yalnızca bugünün gündemi olarak değil, yarının Avusturya siyasetinin hazırlık aşamalarından biri olarak yeniden bakmak gerekecek. 

Yayınlama: 07.09.2026
A+
A-
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.